(1086 S. K. m. 45, 409)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Yalova Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 24.06.2003 tarih ve 1999/287-2002/805 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, asıl ve birleşen davalarında, iş kazası sonucu müvekkili aleyhine açılan davalarda tazminatlar ödenmesine hükmedildiğini, olayda davalının da kusurlu bulunduğunu, hak sahiplerine ödemede bulunduklarını iddia ederek, asıl davada 2.219.109.100 TL., birleşen 2000/822 esas sayılı dosyada 1.398.434.263 TL, 2000/1625 sayılı dosyada 910.303.850. TL. ve Yalova Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2000/1197 sayılı dosyasında da 56.992.880 TL.nin rücuen davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, iş mahkemesinin görevli olduğunu, tazminatın fahiş bulunduğunu, kusurlarının olmadığını savunarak davaların reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın ikiden fazla takipsiz bırakıldığı gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir.
HUMK'nun 45 nci maddesi, ayrı ayrı açılmış davaların aralarında bağlantı bulunmaları halinde birleştirilerek bakılabileceğini açıkça hükme bağlamıştır. Ancak, birleştirme kararı, taraflar arasındaki uyuşmazlığı esastan çözümleyen bir karar değildir. Bu karar, sadece birleştirilen davaların tahkikat safhalarının müşterek cereyan etmesi sonucunu doğurup, her dava ayrı ayrı hükme bağlanır.Doğal olarak,davaların bir birlerinin içerisinde erimesi,tek bir davaya dönüşmeleri gibi bir durum söz konusu olmaz. Başka bir ifadeyle, birleştirmeye konu davalar bağımsız kimliklerini muhafaza ederler. Bu nedenle, her dava genel ve özel şartları içerisinde kendine özgü incelenmelidir. Dolayısıyla, birleştirilen her dava, dosyanın işlemden kaldırılması, davanın yenilenmesi ve açılmamış sayılmaları bakımından da ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Somut olayda, ikiden fazla takipsiz bırakma hali sadece birleştirilmenin yapıldığı mahkemenin 1999/287 esas sayılı dava dosyası itibariyle gerçekleştiği halde davaların tamamı hakkında açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.09.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy