(2560 S. K. m. 23, 27) (818 S. K. m. 44)
Dava : Taraflar arasında görülen davada Küçükçekmece Asliye 3.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 19.09.2002 tarih ve 2001/440 - 2002/1221 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirketin müvekkiline ait boruyu hasara uğrattığını ileri sürerek, 910.059.945.-TL zarar bedelinin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin meydana gelen hasarda kusuru olmadığını, davacının boruları göstermesi için eleman göndermediğini, davanın haksız fiile dayandığından reeskont faizi istenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin hasarın meydana gelmesine sebep olduğu, meydana gelen hasar bedelinin İSKİ Tarifeler Yönetmeliği'nin 51 nci maddesine göre % 50 fazlasıyla hesabının yapılması gerektiği kanaatiyle davanın kısmen kabulüne, 424.802.445.-TL.nın 20.06.2000 hasar tarihinden itibaren reeskont faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı, 2560 sayılı Yasa'nın 23 ncü maddesi gereğince çıkarılan Tarifeler Yönetmeliği'nin 51 nci maddesine dayanarak meydana gelen zararın % 50 fazlasıyla hükmedilmesini talep etmiştir. Her ne kadar 2560 sayılı Yasa'nın 27 nci maddesinde İSKİ'nin taşınır ve taşınmaz mallarının Devlet malı sayılacağı düzenlenmiş ise de, oluşan zararın bu nedenle % 50 fazlasına hükmedileceğine ilişkin bir yasa hükmü bulunmamaktadır. Bu nedenle anılan yasaya dayanılarak çıkarılan yönetmelikteki bu hüküm yasal düzenleme ve tazminat hukuku kuralları ile bağdaşmamaktadır. Buna göre mahkemece, davacının ancak gerçek zararının giderilmesini isteyebileceği gözetilmeden zarar miktarının % 50 fazlasına hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, kararın bu yönden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Davacı vekilinin temyiz istemine gelince; davalı şirket tarafından yürütülen yağmur suyu kanalı yapımı sırasında davacı İSKİ'ye ait su borusunun kırılarak hasarın meydana geldiği ve meydana gelen hasarın İSKİ tarafından giderildiği hususları çekişmesizdir. Dosyaya sunulan bilirkişi raporunda, "su dağıtımının sağlanması ve olması muhtemel su kaçaklarının önlenmesi için İSKİ'ce gerekli önlemlerin alınmamış olması, ayrıca boşa giden su miktarının ölçülmesinin de imkansız olması" nedeniyle su kaybının hesaplanmadığı görülmüştür. Haksız fiillerden doğan borçlara ilişkin olarak "zararın belirlenmesi" ilkesini düzenleyen Borçlar Kanunu'nun 42/II nci maddesinde, zararın hakiki miktarını ispat etmek mümkün olmadığı takdirde hakimin, halin mutad cereyanını ve zarar gören tarafın aldığı tedbirleri göz önüne alarak onu adalete uygun olarak tayin edeceği düzenlenmiştir. Buna göre olayda, davacı tarafın hasardan sonra su kaybını önlemek için gerekli tedbirleri alması ve hasarın tamiri için gerekli makul sürenin de belirlenerek bu süre içerisinde hasarlanan borunun niteliğine, büyüklüğüne göre meydana gelebilecek su kaybının hesabı gerekirken, hesaplamanın imkansız olması nedeniyle su kaybına yönelik zararın belirlenmemesi doğru görülmemiş, hükmün bu yönden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına, ( 3 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 25.09.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy