(1086 S. K. m. 381,388) (2918 S. K. m. 92)
Dava : Taraflar arasında görülen davada Eyüp Asliye 1.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 27.06.2002 tarih ve 1999/655 - 2002/684 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı G... Sigorta A.Ş. ve T... Sigorta A.Ş. vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, davalıların ilgilisi bulundukları aracın çarpması sonucu müvekkillerinin murisi Çetin Ö.'in vefat ettiğini ileri sürerek her bir müvekkil için ayrı ayrı ( 2.500.000.000 ) TL maddi ( 2.000.000.000 ) TL manevi tazminatın temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne, kusur oranına göre davacı Metin için ( 1.396.840.113 ) TL, Aliye için ( 1.244.969.092 ) TL maddi tazminat ile ( 150.000.000 ) TL cenaze masrafının ve her davacı için ayrı ayrı ( 1.500.000.000 ) TL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılardan T... Sigorta A.Ş. ve G... Sigorta A.Ş. vekilleri temyiz etmiştir.
1-Mahkemece, gerekçeli kararda davalılardan tahsiline hükmedilen ( 150.000.000 ) TL cenaze masraflarının, kısa kararda yer almaması suretiyle kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki olmuştur.
Oysa kısa kararla gerekçeli kararın birbirine uygun düzenlenmesi usul hukukunun temel ilkesi gereğidir. Çünkü T.C.Anayasası yargılamanın aleniyeti ilkesini benimsemiştir. Bunun anlamı, yargılama açık olacak, yargılama sonucunda mahkemece verilen karar da açıkça belirtilecektir. Sonradan yazılan gerekçeli kararın da bu kısa karara uygun olması gerekir. Aksi halde yargılamanın aleniyeti ilkesi zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır.
Yukarıda anlatılanlar karşısında kararın bozulması gerekmiştir.
Ancak Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas - 1992/4 sayılı kararı uyarınca, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olmasını mutlak bir bozma sebebi oluşturacağı ve bozmadan sonra hakimin kısa kararla bağlı olmaksızın çelişikliği kaldırmak kaydıyla vicdani kanaatine göre karar verebileceği kabul edilmiştir.
2-Kabul şekline göre de, ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı olan davalı G... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğunun, zorunlu trafik sigorta poliçesi limitlerinin üzerinde kalan kısımla sınırlı olduğunun gözetilmemesi ve davalı zorunlu trafik sigortacısı olan T... Sigorta A.Ş.'nin, Karayolları Trafik Kanununun 92/f ve Zorunlu Trafik Poliçesi Genel Şartlarının 3/e maddesi hükümlerine aykırı şeklide manevi tazminattan da sorumlu tutulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) ve ( 2 ) nolu bentlerde açıklanan sebeplerle kararın BOZULMASINA, mahkemenin bozmadan sonra, önceki kısa kararla bağlı olmaksızın ve çelişikliği kaldırmak kaydıyla, vicdani kanaatine göre karar verebileceğine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.09.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy