(6762 S. K. m. 1292, 1299) (2918 S. K. m. 98, 99)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Gebze Asliye 3.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 13.09.2002 tarih ve 2000/26 -2002/527 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların maliki, sürücüsü ve trafik sigortacısı oldukları aracın, müvekkiline 15.09.1999 günü çarpması sonucu toplam 3.997.429.360 lira tedavi ve ilaç için harcama yapıldığını ileri sürerek, asıl davada bu meblağın, birleşen davada 6.000.000.000 lira manevi tazminatın olay tarihinden itibaren temerrüt faiziyle birlikte sigorta hariç diğer davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı sigorta vekili, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar, davaya yanıt vermemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, asıl davanın tüm davalılar, birleşen davanın sigorta hariç diğer davalılar yönünden kısmen kabulüne, olay tarihinden itibaren temerrüt faizi uygulanmasına karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada davalılardan sigorta vekili temyiz etmiştir.
Asıl davada, davalılardan sigorta sadece maddi tazminattan sorumlu tutulmuş ise de, diğer davalılar bakımından birleşen davada hükmedilen manevi tazminat miktarı üzerinden de bu davalı sigorta aleyhine harç, yargılama giderleri ve vekalet ücreti hükmedilmesi doğru olmamıştır.
Öte yandan, davalılardan sigorta vekili, davalının asıl davadan önce müvekkiline başvurduğunu, ancak yeterli bilgi ve belge sunmadığını savunmuş olup, mahkemece, bu savunma üzerinde durulmamıştır. Temyiz dilekçesine, başvuru belgesi eklenmiştir.
Bu savunma ve belge üzerinde durularak, bu davalı yönüyle, TTK. nun 1299/1.maddesi yollamasıyla aynı kanunun 1292/1, 2918 sayılı KTK. nun 98/1, 99/1.maddeleri ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları`nın 12.maddesi uyarınca tespit edilecek tarihten itibaren temerrüt faizine hükmedilmek gerekirken, bu tür davalarda ancak, sürücü ve malik olan diğer davalılar bakımından uygulama yeri olan olay tarihinin, bu davalı bakımından da temerrüt faizine başlangıç yapılması doğru olmamış, asıl davada verilen hükmün bu yönden de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl davada davalılardan sigorta vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile asıl davada verilen hükmün, bu davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy