(1163 S. K. m. 10, 17)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 03.10.2002 tarih ve 2002/649-1627 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatif üyeliğinden istifa ettiğini, ödemelerinin iade edilmediğini, tahsili için yapılan icra takibine itiraz edildiğini iddia ederek, itirazın iptaline, %40 inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, ayrılan üyelere yapılacak ödemelerin üç yıl ertelendiğini, muaccel bir borcun olmadığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, geri ödemelerin ertelendiği, davacının bu karara itiraz etmeyerek kesinleştiği, muaccel alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, kooperatiften istifa nedeniyle ödenen aidatların tahsiline yönelik icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Kooperatif ortaklığından istifa etmek her zaman mümkündür. Bu nedenle, üyelikten istifanın tamamen yasaklanmasına dair hükümler geçersizdir. Ancak, anasözleşmeyle istifanın belli şartlara tabi tutulmasına engel bir durum bulunmamaktadır. Üyelikten ayrılan ortağın, çıktığı veya çıkarıldığı yıl bilançosu çerçevesinde hakları iade edilir. Aidat alacağı da bilançonun genel kurulca kabulünden 1 ay sonra muaccel hale gelir. Talep hakkı doğmadan açılan dava, dava ve takip hakkı doğduğu andan itibaren açılmak üzere reddedilir. Ancak, iade veya ödeme kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürecek nitelikte ise, iade ve ödemeler, anasözleşmede daha kısa bir süre tespit edilmiş olsa bile genel kurulca üç yılı aşmamak üzere geciktirilebilir.
Öte yandan, kooperatiflerde genel kurulun toplantı nisabı anasözleşme ile tespit edilir. Ancak, yapı kooperatiflerinde genel kurul toplantılarında ortakların en az 1/4'nün şahsen ve temsilen hazır bulunması gerekir. Kararlar da kural olarak oylamaya katılanların salt çoğunluğu ile alınır.
Somut olayda, davacının istifasının hangi anda hüküm ifade ettiği, takip tarihi itibariyle ödediği aidatları isteme hakkının doğup doğmadığı, aidatların ertelenmesine yönelik kararın nasıl alındığı, geçerli olup olmadığı hususlarında yeterli araştırma yapılmamıştır. Mahkemece öncelikle, davalı kooperatifin anasözleşmesi, kooperatife tebliğ tarihini içerir istifa dilekçesi ve istifanın kabul edildiğine dair yönetim kurul kararı örnekleri, erteleme kararının alındığı ve davacının istifa ettiği yılın bilançosunun kabul edildiği genel kurul tutanakları, hazurun cetvelleri getirilmelidir. Bu işlemler tamlandıktan sonra, yukarıda açıklanan hususlar dahilinde davalı kooperatif kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
2-Ayrıca, itirazın iptali davası ile alacağın tahsiline yönelik davalar nitelikleri ve sonuçları itibariyle birbirlerinden farklı dava türleridir. Mahkemece, her iki istemin bir davada değerlendirilemeyeceği nazara alınarak, HUMK'nun 179/3 ve 75/2 nci maddeleri uyarınca davacıya dilekçesi açıklattırılıp, tercihine göre yargılamaya devam edilmemesi de doğru görülmemiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle,hükmün BOZULMASINA,3 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy