(6762 S. K. m. 1301) (506 S. K. m. 26) (3095 S. K. m. 4/a) (İşveren Sorumluluk Sigortası Genel Şartları m. 1)
Dava : Taraflar arasında görülen davada Keşan Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 12.12.2002 tarih ve 2002/57-2002/191 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirkete İşveren Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunan müvekkili şirketin, iş kazasında vefat eden işçisi için SSK.ca açılan dava sonunda ödemek zorunda kaldığı tazminatın, usulüne uygun müracaata rağmen davalı şirket tarafından müvekkiline ödenmediğini ileri sürerek, poliçede belirtilen bedeni zararlar için şahıs başına ( 15.000 ) ABD Doları tutarındaki sigorta bedelinin, 15.01.2002 tarihinden itibaren işleyecek reeskont oranında temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, sigorta priminin 10.06.1997 tarihinde ödendiği, davacı şirkette sigortalı işçi Sadullah K.'ın 13.06,1997 tarihinde iş kazasında oluşan vefatı nedeniyle açılan rücuen tazminat davası sonucunda SSK.na davacı tarafından tazminat ödemede bulunulduğu, poliçe teminat limitinin de ( 15.000 ) ABD doları olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, anılan meblağın ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden, 15.01.2002 tarihinden itibaren reeskont oranında temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre ve davacı şirketin prim borcunun tamamını, 10.06.1997 tarihinde peşin olarak davalı sigorta şirketinin acentesine ödediğinin ve davalı sigortacının sorumluluğunun bu tarihte başladığının anlaşılmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Ancak, dava işveren mali mesuliyet sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Bu tür sigorta sözleşmelerinde asıl amaç, diğer tüm zarar sigortalarında olduğu gibi, işçinin veya onun hak sahiplerinin uğradıkları "gerçek zararların" karşılanmasıdır. Diğer bir deyişle, İşveren Mali Sorumluluk Sigortası can sigortalarındaki bir meblağ sigortası değildir. Sigorta poliçesinde gösterilen limit miktarı ise, sigortacının sorumlu olduğu azami miktarı saptamak için konulmuştur. Yoksa, rizikonun gerçekleşmesi ile bu miktarın mutlaka ödenmesi şart değildir. Nitekim, poliçe genel şartlarının 1 nci maddesinde de bu ilke vurgulandıktan sonra, "... Kurum tarafından işverene karşı iş kazasından dolayı ikame edilecek rücu davaları sonunda ödenecek tazminat miktarlarını, poliçede yazılı meblağa kadar temin eder" hükmü konulmak suretiyle özel düzenlemeye tabi tutulmuştur. O halde mahkemece, bu hüküm çerçevesinde inceleme yapılarak, davacı sigorta ettiren işverenin SSK tarafından açılan dava sonucunda ödenen tazminat miktarı belirlenerek, sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
3- Ayrıca, kabul şekline göre de, davacı taraf alacağın yabancı para üzerinden tahsili talebinde bulunduğuna göre, mahkemece 4489 sayılı Kanun ile değişik 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 4/A. maddesi hükmü uyarınca, Devlet bankalarının döviz cinsinden açılan bir yıl vadeli mevduat hesaplarına uyguladığı en yüksek faiz oranı tespit olunarak, hükmedilen yabancı para alacağına bu oranda temerrüt faiz yürütülmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması dahi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) ve ( 3 ) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.09.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy