(818 S. K. m. 6)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bursa Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 16.12.2002 tarih ve 2001/241-2002/797 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 23.09.2003 günde davacı avukatı Serpil Çelenk ile davalı avukatı Öztürk Yazıcı gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirketin 02.02.2001 tarihli yazıyla 02.03.2001'de (681.550) TL. alış kurundan (300.000) USD'nin ve (327.800) TL. alış kurundan (450.000) DM.nin satmayı teklif ettiği müvekkilinin bu vadeli işlem teklifini kabul ederek bunun karşılığında başka bir vadeli işlem taahhüdüne girdiğini, davalının 27.02.2001 tarihli ihtarnameyle teklifinin teyit edilmediği gerekçesiyle edimini ifa etmeyeceğini bildirdiğini, oysa icap ve kabulle sözleşme ilişkisinin kurulduğunu, davalının sözleşmeye aykırılığından dolayı müvekkili bankanın zarara uğradığını ileri sürerek, (121.656.000.000) TL.nin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin üç adet yazılı teklifinin sözleşmeye dönüşmediğini, daha sonra gönderilen ihtarnameyle bu belirsizlik giderilerek müvekkilinin teklifiyle bağlı olmadığının bildirildiğini, davacı bankanın sonraki yüksek devalüasyondan yararlanarak bu tekliflerden sadece satımı devreye koyarak aradaki farkı tazminat olarak isteme yoluna gittiğini geçerli bir sözleşmenin kurulduğu kabul edilse bile sözleşmenin hem alım hem de satım içermesi ve edimlerin birbirini sıfırlamasından dolayı alacak ve borçtan söz edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, sunulan kanıtlara ve bilirkişi raporlarına dayanılarak, iki iş gününden daha uzun süre sonra bir paranın sabit bir kur üzerinden bir başka parayla alınıp satılma işlemi olan vadeli (forward) döviz işlemiyle muhtemel kur risklerinin ortadan kaldırılmasının amaçlandığı davacının 2.2.2001 tarihinde üç adet yazılı teklif sunduğu, bunlardan ikisinin vadeli döviz alımına, üçüncüsünün aynı kurlardan aynı miktarda USD ve DM döviz satımını içerdiği, davacı bankanın ise bunlardan sadece satım teklifini işleme koyduğu, ancak yazılı bir kabul veya ret bildiriminde bulunmadığı, ileriye dönük bir risk işlemi olan forward alım satımda kur üzerinde varılacak mutabakat gereği bütün işlemlerin önce pazarlığa sonra teyide tabi olduğu, icapçının icabı ile bağlı sayılmak için bankanın karşı tarafa yazılı kabul iradesini ulaştırmasının gerektiği gibi ayrıca hem alım hem de satım içeren teklifin sözleşmeye dönüşmesi bakımından açık kabulünü gerekli kıldığı, daha sonra kabul beyanı henüz ulaşmadan davalının icaptan döndüğü, BK.nun m. 6 anlamında zımni kabulden de söz edilemeyeceği, bu durumda taraflar arasında vadeli döviz alım satım sözleşmesinin oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 275.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 21 nci maddesi gereğince KDV'si ile birlikte davacıdan alınarak davalıya verilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 25.09.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy