(818 S. K. m. 306, 307, 372/1)
Dava : Taraflar arasında görülen davada Samsun Asliye 4.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 25.12.2002 tarih ve 2000/109 - 2002/868 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankada vadeli mevduat hesabı bulunduğunu, vade yenilenmesi için başvurduğunda parasının çekildiğini öğrendiğini, başkasına ödeme yapan davalı bankanın kusurlu bulunduğunu ileri sürerek, ( 684.136.000.- ) TL.nın 07.01.2000 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, hesap kapatılma işleminin, banka hesap cüzdanı ve nüfus cüzdanı ibraz edilerek yapıldığını, müvekkilinin kusurlu bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı bankanın gerçek nüfus belgesine göre hesabı kapatmasında bir usulsüzlük olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı tarafından davalı bankaya yatırıldığı ihtilafsız olan mevduatın tahsiline ilişkin olup, mahkemece Adli Tıp Kurumu'ndan alınan raporla da geri ödeme belgesindeki imzanın davacıya ait olmadığı sabit olmuştur. Mevduat sözleşmesi, ödünç ( karz ) ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. Bu itibarla niteliğine uygun düştüğü oranda bunlara ilişkin hükümler kıyasen uygulanacaktır. Gerek Borçlar Kanunu'nun ödünçle ilgili 306 ve 307 nci maddeleri ve gerekse de usulsüz tevdi ile ilgili 372/1 nci maddesi hükmü uyarınca ödünç alan veya saklayanın iade yükümlülüğü sözkonusu olduğundan bankada kendisine tevdi olunan mevduatı istendiğinde ve vadesi geldiğinde mudisine iade etmekle yükümlüdür.
Öte yandan, bankalar adam çalıştıran sıfatıyla da sorumlu olup, bu sorumluluk da kusur sorumluluğu olmayıp, olağan sebep sorumluluğudur.
Bu genel açıklamalardan sonra dava konusu olaya dönersek; yukarıda belirtildiği üzere geri ödeme belgesindeki imza davacıya ait olmadığı gibi, davalı Banka ödeme yapılanın davacı olduğunu da başka delillerle kanıtlayamamıştır. Bu durumda davalı bankanın sorumluluğu devam etmektedir. Mahkemece anılan husus nazara alınmadan yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece ödemede banka hesap cüzdanı ve nüfus cüzdanının kullanılması olgusu göz önünde bulundurularak davacının bunları iyi saklamamasının müterafik kusur teşkil ettiği de nazara alınarak, kusur oranı uzman bilirkişi aracılığı ile saptanmalı ve neticesine göre bir karar verilmelidir. Açıklanan tüm bu nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.09.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy