(818 S. K. m. 84, 104/son)
Dava : Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 4. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 19.09.2002 tarih ve 2002/465-2002/482 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkili kooperatifin ortağı olduğunu, aidat ve gecikme faizi borcunu ödemediğinden hakkında icra takibi yapıldığını, davalının anapara borcunu ödediğini ancak bu ödemenin BK.nun 84. madde hükmü uyarınca faiz ve giderlerden mahsubunun gerektiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptaline, takibin devamına, %40 icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, duruşmada davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından takibin 681.666.668 TL. faiz alacağı üzerinden devamına, asıl alacak için takip tarihinden ödeme tarihine kadar %20 oranında faiz isteyebileceğine, kabule dilen miktar üzerinden davalının %40 icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalının aidat borcu ve bunun işlemiş faizinin toplamı üzerinden başlatılan icra takibine, davalının asıl borcu takipten sonra ödeyip, sadece faiz miktarına yönelik yaptığı itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı kooperatif vekili, takipten sonra asıl alacak kadar yapılan ödemenin öncelikle faize mahsup edilmesi gerektiğini savunmuştur. Söz konusu savunma, 84. maddesi hükmüne uygun olup, aynı Kanunun 104/son maddesi hükmünde yer alan faize faiz yürütülmesi yasağı ile ilgisi de yoktur. BK.nun 84 ncü maddesi hükmüne göre, faiz ve masrafları ödemede geciken borçlunun, yaptığı kısmi ödeme, alacaklı tarafından öncelikle faize mahsup edilebilir. Bu ilke, kooperatif alacaklarında da uygulanır. Dolayısıyla, aksine bir düşünce ile davalı ödemelerini öncelikle asıl alacağa mahsup ederek hesaplama yapıp, davalının itiraz ettiği işlemiş faiz borcuna karar verilmesi şeklindeki mahkemenin uygulaması isabetli değildir. Bu itibarla, anılan ilkeye uygun olarak düzenlenen ve denetime bu yönden elverişli olan bilirkişi raporunun davada esas alınması gerekirken,yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.09.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy