(1163 S. K. m. 53/1) (6762 S. K. m. 361)
Dava : Taraflar arasında görülen davada Karaisalı Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 26.09.2002 tarih ve 2001/120 - 2002/293 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, davalı kooperatife üye olma hakkını haiz olmayan kişilerin üye yapıldığını ve bu kişilerin de katılımıyla gerçekleşen 24.06.2001 tarihli genel kurulda alınan kararların yasaya, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek, bu toplantıda alınan tüm kararların iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, 18 yaşının altında kalan bazı kişilerin üye yapıldığı ve bunların oy kullandığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı kooperatif genel kurulunda alınan tüm kararların iptali istemine ilişkindir.
18 yaşını doldurmayan kişilerin üye yapıldığı ve genel kurulda oy kullandırıldığı iddia edilmiş ise de, 238 kayıtlı ortaktan 202 ortak genel kurula katılmış ve hükme esas bilirkişi raporuna göre 18 yaşını doldurmayan 4 üye oy kullanmıştır. Bu durumda, oylamaya katılmaması gerekip de katılan bu dört kişinin, TTK.nun 361 nci madde hükmü karşısında, oylama sonucuna etkisinin bulunmadığı açık olup, toplantı ve karar nisabı yönünden mutlak butlan hali mevcut değildir. Mahkeme ise, genel kurulda alınan tüm kararların iptaline karar vermiş olup, bu dört kişinin oylamaya katılması, karara gerekçe yapılmıştır.
Oysa, dört küçüğün oy kullanmasının, yasaya, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırılık noktasında, hangi yönlerden kararların herbirinin ayrı ayrı iptalini gerektirip gerektirmediğinin tek tek tartışılması, irdelenmesi, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.09.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy