(Sınai Mülkiyetin Himayesine Mahsus Milletlerarası Bir İttihat İhdas Edilmesine Dair Paris Anlaşması (Paris Sözleşmesi) Mük. m. 6-1) (556 S. KHK. m. 7)
Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 07.11.2002 tarih ve 2002/5-583 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı TPE vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Verda Çiçekli tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili,müvekkilinin yurt içi ve dışında ticari faaliyette bulunduğunu,"QUANTUM" markasını tanınmış düzeye getirmek için büyük yatırımlar yaptığını, davalı P.... Ltd.Şti.nin "QUANTOMİN" markasını aynı ve yakın emtia sınıfında tescil başvurusunda bulunduğunu, davalı TPE'ye yaptıkları itirazın nihai olarak reddedildiğini, oysa, markaların ayırt edilemeyecek kadar birbirine benzediği gibi kapsadıkları mal ve hizmetlerin de ayniyet taşıdığını,müvekkile ait markanın tanınmış olması nedeniyle korunması gerektiğini,markaların halk tarafından karıştırılma ihtimali bulunduğunu ve davalının müvekkili adına tescilli markanın tanınmışlığından yararlanacağını ileri sürerek,davalı Enistütü'nün itirazın reddine ilişkin 08.10.2001 tarih ve M-1568 sayılı kararının iptali ile davalı adına marka tescil edilmiş ise terkini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili,her iki marka arasında benzerlik bulunmadığını,davacıya ait markanın tanınmış marka kriterlerini taşımadığını savunarak,davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı,yargılamaya katılmamıştır.
Mahkemece,taraflarca sunulan kanıtlar ve yaptırılan bilirkişi incelemesine göre,davacı adına tescilli "QUANTUM" ile davalı şirketin tescil başvurusunda bulunduğu "QUANTOMİN" markalarının ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu, aynı sınıf emtiada kullanılması halinde, orta düzeydeki tüketiciler tarafından karıştırılma ihtimali bulunduğu, bilirkişi raporunda davacıya ait markanın tanınmış marka olmaması sebebiyle davalının tescil başvurusunda bulunduğu markanın 35.sınıfa dahil hizmetler için tescil talebinin kabulü gerektiği belirtilmiş ise de, davacı markasının tanınmış olduğuna dair belgenin dosyaya sunulduğu ve markayı taşıyan fotoğraf örneklerinin dosyada bulunduğu bu nedenle davalının 35.sınıfa dahil hizmetler için de tescil talebi kabul edilemeyeceğinden bilirkişinin bu konudaki görüşüne iştirak edilmediği gerekçesiyle, davanın kabulü ile, TPE YİDK'nun 08.10.2001 tarih ve M-1568 sayılı kararının iptaline, davalı şirketin "QUANTOMİN" markasının terkinine karar verilmiştir.
Kararı,davalı TPE vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak,davalı P.... Ayakkabıcılık Ltd.Şti.nin tescil başvurusunda bulunduğu markanın, davacıya ait tanınmış marka olması nedeniyle davalıca 35nci hizmet sınıfında da,kullanılamayacağına hükmedilmiştir.
556 sayılı KHK' nin 7/ı maddesinde "tanınmış marka"dan söz edilmiş ancak "tanınmış marka" anılan Kararnamede tanımlanmadığı gibi, Sınai Mülkiyetin Himayesine Mahsus Paris Sözleşmesi'nin 1nci Mükerrer 6ncı maddesinde de tanımlanmamıştır. Ancak, anılan Sözleşme hükmünde, "herkesçe bilinen" ibaresi kullanılmıştır.Fakat doktrinde,bu kavramla,dünya çapında olmasa bile,geniş halk kitlelerinin tanıdığı, yüksek ekonomik değere sahip marka ifade edilmek istendiği, diğer bir deyişle, dünya çapında maruf olmasa bile Paris Sözleşmesi'ne üye ülkelerde, hatta üye ülkelerin bazılarında bilinen markanın "tanınmış marka" kategorisinde sayıldığı belirtilmiştir.(Bkz.Ünal Tekinalp,Fikri Mülkiyet Hukuku,sh.378 vd.)
Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde,davacıya ait markanın mevcut kanıtlara göre tanınmış marka olmadığı kanaati bildirilmiştir.Mahkemece, bilirkişi raporunun aksine, davacıya ait markanın tanınmış olduğuna karar verilmiş ise de,gerekçede hangi kriterlerin dikkate alındığı ve tanınmışlık düzeyinin hangi somut kanıtlara dayandırıldığı net olarak açıklanıp, tartışılmış değildir. Şu halde mahkemece,yukarıda belirtilen kriterler de dikkate alınarak, davacıya ait markanın tanınmış marka olup olmadığı hususu araştırılıp, tartışılmak ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde yetersiz inceleme ve gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) No'lu bentte yazılı nedenlerle,mümeyyiz davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) No'lu bentte yazılı nedenlerle,kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy