(6762 S. K. m. 1321, 1332)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 14.11.2002 tarih ve 2001/46 - 2002/604 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 30.09.2003 günde davacı avukatı ile davalı avukatı gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Verda Çiçekli tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı sigorta şirketi nezdinde 06.01.1986 tarihinde % 95 kâr paylı hayat sigortası yaptırdığını, 1987 yılından sonra primlerin sürekli artırılmasına karşın primlerini düzenli ödediğini, daha önce davalının birikmiş kapitali gösteren zeyilnameler gönderdiğini daha sonra bu uygulamadan vazgeçtiğini 15 yılın sonunda toplam 436.486.000 TL prim ödediğini ve birikmiş kapitali karşılığında kendisine teklif edilen 1.917.933.493 TL'nı ihtirazi kayıtla kabul ettiğini,davalının sözleşmede vaad edilen % 95 kâr payını ödemediğini ileri sürerek, şimdilik ( 1.000.000.000 ) TL'nin 06.01.2001 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının primlerin bir kısmını süresinde ödemediğini, ödenen primlerin 360.000.000 TL'sini sigorta sözleşmesinin son iki yılında ödediğini, kâr payının yüksek olması için sözleşmenin başından beri primlerin yüksek ödenmesi gerektiğini yapılan ödeme dışında davacının alacağı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, taraflarca sunulan kanıtlar ve yaptırılan bilirkişi incelemesine göre, davacının poliçe karşılığı talep edebileceği miktarın 2.151.496.773 TL olarak belirlendiği ve hesap şeklinin dosya içeriğine uygun bulunduğu, davacı 06.01.2001 tarihinden itibaren temerrüt faizi istemiş ise de, davalının daha önce temerrüde düşürülmediği gerekçesiyle, taleple bağlı kalınarak ( 1.000.000.000 ) TL'nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, % 95 kâr paylı hayat sigorta poliçesinden sözleşme süresinin tamamlanmasından kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Davacı yaptırdığı sigorta sözleşmesi uyarınca 15 yılın sonunda birikmiş kapitalini kâr payı ile birlikte alarak sistemden ayrılmak istemiştir. Mahkemece, bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulmuştur. Ne var ki, hükme dayanak yapılan bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli değildir. 09.12.1996 gün ve 22842 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Hayat Sigortası Yönetmeliği'nin 30 ve devamı maddelerine göre yaşama ihtimaline bağlı sigortalar ile birikim priminin alındığı her sigorta sözleşmesine, primin şirkete intikalini takip eden ilk iş gününden itibaren sözleşmenin sona erdiği tarihe kadar gün esasına göre kâr payı dağıtılması zorunludur. Kâr payı oranı, matematik karşılıkların yatırıldığı varlıklardan yıl içerisinde elde edilen gelirlerin yönetmelik hükümleri ve genel kabul görmüş muhasebe kayıtlarına göre net yatırım geliri oranı olup, hesaplanması, ilanı, varlıkların değerleme yöntemleri, Hazine Müsteşarlığı'nca belirlenmekte olduğundan, davalı şirket kayıtları üzerinde yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde inceleme yapılarak, sigorta ve aktüerya konusunda uzman bilirkişi veya heyetinden rapor alınıp, oluşacak sonuç çerçevesinde hüküm kurulmak gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyizine gelince;bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) No'lu bentte yazılı nedenlerle,kararın davalı yararına BOZULMASINA. ( 2 ) No'lu bentte açıklanan nedenlerle,davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 275.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 21 nci maddesi gereğince KDV'si ile birlikte davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 02.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy