(1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 9. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 17.10.2002 tarih ve 2001/63 - 2002/596 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi P. Ş. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin üyesi olduğunu, ancak davalı kooperatifin müvekkiline teslim edeceği herhangi bir konutunun kalmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 15.000.000.000.-TL tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının kooperatife karşı akçalı yükümlülüklerini yerine getirmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının ortaklık vecibelerini yerine getirmediği, dava tarihi itibariyle kendisine konut tahsis edilme şartlarını kazanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, konut tahsis edilmemesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının ortaklık vecibelerini yerine getirmediğinden konut tahsisine hak kazanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, davacının kooperatif üyesi olduğu hususu çekişmesizdir. Bu nedenle kooperatifin ortağına taahhüt ettiği konutu teslim etmesi, bunun mümkün olmadığının tespiti halinde ise tazminat ödemesi gerekmektedir. Buna göre, öncelikle kooperatifin elinde davacıya tahsis edilebilecek bir konutun bulunup bulunmadığı usulüne uygun olarak belirlenmelidir. Dosyada mevcut bilirkişi raporunda davalı kooperatifin elinde halen dağıtılmadık 1 adet konut olduğu bildirilmişse de, anılan konutun niteliği, üzerinde öncelik hakkı bulunup bulunmadığı hususları araştırılmamıştır. Ayrıca benzer durumda bir ortağın Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde konut edinemediği için dava açtığı ve halen ortaklıklarının tespitini isteyen ve 40 civarında olduğu ifade edilen kişinin bulunduğu dosyadan anlaşılmasına göre, bu hususların da araştırılarak, gerekli deliller toplandıktan sonra ehil bilirkişi veya oluşturulacak bilirkişi kurulu vasıtasıyla davalı kooperatif kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak, davalı kooperatifin gerçekten davacıya tahsis edebileceği konut bulunup bulunmadığı, adedi, niteliği, konut veya konutlar üzerinde başka ortakların öncelik hakları bulunup bulunmadığı kesin olarak açıklığa kavuşturulmalıdır. Konut bulunduğunun tespiti halinde, davalıya hangi konutu teslim edeceği açıklattırılarak, tahsise hazır hale getirtilmesinden sonra, davacının akçalı yükümlülüklerini yerine getirmediğinin savunulmasına göre, ödemesi gereken miktar tespit ettirilip, davacıya depo ettirilmesi için uygun süre verilmelidir. Tahsis edilecek konutun bulunmadığının tespiti halinde ise, ödediği aidat miktarına göre hak ettiği tazminat miktarının yöntemince araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy