(1163 S. K. m. 98) (6762 S. K. m. 341)
Dava : Taraflar arasında görülen davada Alanya Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 12.07.2002 tarih ve 2002/321-2002/507 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mutlupınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı Hamdi K.'nın müvekkili kooperatifin 30.06.1999 tarihine kadar yönetim kurulu başkanlığını yaptığını, bu dönemde kooperatifi zarara uğrattığını, yapılan icra takibine de itirazda bulunduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, zimmete geçirilen 8.696.983.829 TL.nin faiziyle davalıdan tahsiline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin yaptığı tüm harcamaların 24.07.1999 tarihli Genel Kurul toplantısında ibra edildiğini savunarak, davanın reddine istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının Genel Kurulda ibra edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalının yönetim kurulu başkanlığı yaptığı dönemde kooperatifi zarara uğrattığı iddiasıyla yapılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı kooperatif, eski yönetim kurulu başkanı olan davalı Hamdi K. hakkında kooperatif kasasında olmayan ve defter kayıtlarında da harcandığı yerler görülmeyen 8.696.983.829 TL.nin tahsili için icra takibi ve itirazın iptali yoluna başvurmuş olmakla, esasen eski yöneticisi hakkında sorumluluk davası açmış bulunmaktadır. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 98. maddesi yollamasıyla TTK.nun 341. maddesi hükmüne göre, böyle bir davanın açılabilmesi için öncelikle genel kurulda davanın açılması yolunda karar alınması ve bu davanın denetçiler tarafından açılması gerekmektedir. Bu husus davanın ön koşuludur. Mahkemece, davalının yaptığı işlemlerin genel kurulda ibra edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, ibra kararının alındığı genel kurul tutanağı incelendiğinde yönetim kurulunun ibra edildiği yazılı olup, ibraya konu işlemlerin, harcamaların açık bir şekilde ortaya konulup tartışılmadığı, dava konusu zarar miktarına ilişkin herhangi bir açıklama bulunmadığı görülmekle, yapılan ibranın davalıyı sorumluluktan kurtaran geçerli bir ibra olduğunun kabulü mümkün değildir. Buna göre açılan itirazın iptali davasının görülebilmesi için bu davanın açılması yolunda Genel Kurul'da karar alınması ve açılan davanın denetçiler tarafından devam olunması için davacıya HUMK.nun 39. ve 40. maddeleri uyarınca uygun bir süre tanınmalı, dava ön koşulu olan bu hususlar yerine getirildikten sonra işin esasına girilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı kooperatif yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararını BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy