(2004 S. K. m. 148, 150)
Dava : Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 4.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 13.11.2002 tarih ve 2002/32 - 2002/678 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M.Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirketin müvekkili bankadan Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca kredi kullandığını, diğer davalıların da müşterek borçlu ve müteselsil kefalet garanti şerhi ile sözleşmeyi imzaladıklarını, davalı tarafın kredi borcunu ödememesi nedeniyle icra takibi yaptıklarını, davalıların takibe itirazda bulunduğunu, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibin de ipotek paraya çevrilmediğinden müvekkilin alacağının ipotek miktarını aştığını ileri sürerek borçlu şirketten ipoteği aşmış bulunan 170.000.000.000 TL, şahsi kefil olan davalılardan da alacağın tamamı olan 770.000.000.000 TL'nın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davaya yanıt vermemişlerdir.
Mahkemece yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, asıl borçlunun sorumlu olduğu miktarın ipotek kapsamı içinde kaldığı, kefiller için başlatılan takibin ise itiraz etmedikleri kısım yönünden devam ettiği ve devam eden takip miktarının sorumlu oldukları miktardan az olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kredi sözleşmesinden doğan borcun tahsili istemine ilişkindir. Davacı taraf, dava tarihinden önce kredi sözleşmesinin teminatı olarak verilen ipoteklerin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız takip ve haciz yoluyla ilamsız takiplerde bulunmuştur. Ancak derdest dava, itirazın iptali davası olmayıp, bir tahsil davasıdır. Davacı taraf dilekçede, borçlu şirketten ipotek limitini aşmış bulunan 170.000.000.000 TL ile şahsi kefil diğer davalılardan alacağın tamamı olan 770.000.000.000 TL'nın tahsilini talep etmiştir.
Dosyada mevcut bilirkişi raporunda davalı asıl borçlu şirketin ve kefillerin borçları takip tarihi itibariyle ayrı ayrı hesaplanmışsa da, dava tarihi itibariyle hesaplama yapılmamıştır. Bu yöndeki hesaplamalar mahkemece yapılarak; asıl borçlu şirketin sorumlu olduğu miktarın ipotek kapsamı içinde kaldığı, kefillerin ise kısmi itirazda bulundukları itiraz dışında kalan miktar yönünden takibin devam ettiği ve kefil davalıların sorumlu oldukları miktar nazara alındığında davacının kefiller hakkında bu davayı açmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle tüm davalılar hakkında dava reddedilmiştir. Mahkemece yapılan hesaplamada takip tarihi ve dava tarihi arasındaki sürenin dosya kapsamına uymadığı ve mahkemece de bu hususta bir gerekçeye yer verilmediği gibi celbedilen takip dosyasında da, kefiller hakkında yapılan takibin devamına yönelik bir işleme rastlanmamıştır. Buna göre mahkemece dava tarihi itibariyle asıl borçlu ve kefillerin kredi sözleşmesinden doğan borçlarının fer'ileriyle ve bilirkişi aracılığı ile ayrı ayrı hesaplattırılarak, ortaya çıkan sonuca göre ipoteğin kapsamı dışında kalan miktarın tahsilde tekerrür yaratmayacak şekilde tahsiline hükmetmek gerekirken, yazılı şekilde hatalı hesaplama ve icra takibinin devam ettiğine dair gerekçeye dayanılarak tahsil davasının reddedilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy