(3213 S. K. m. 1)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 17.10.2002 tarih ve 2001/1374 - 2002/1175 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 30.09.2003 günde davacı avukatı Kemal Anıl ile davalı avukatı Tülay Demirege gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkil Orhan'ın sahibi olduğu ve diğer davacıya devrettiği altın ve volfram maden ruhsatlarını, davacı Süleyman'ın sözleşme ile davalıya devrettiğini, sözleşme gereğince altın madeni işletmesinin ticari ölçüde üretime geçirilmesi halinde davalının 45.000 USD ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, bu miktarın 20.000 USD.sinin davacı Orhan'a temlik edildiğini, ancak, davalının ruhsat sahasını 6 ay içinde işletmeye geçirememesi nedeniyle ruhsatın bakanlıkça iptal edildiğini ileri sürerek, 20.000 USD.nin davacı Orhan'a bakiyesinin de diğer davacıya verilmek üzere davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, Dairemizce, ücret ödenmesinin maden sahasının ekonomik ölçüde üretime geçilmesi şartına bağlandığı halde mahkemece bu konuda araştırma yapılmadığı gibi davacı Orhan'ın eski bakanlık ünvanını kullanarak ruhsatı iptali yönünde eylemlerinin de değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı yararına bozulmuştur. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, ruhsat iptalinin davalıdan kaynaklanan gecikmeler nedeniyle Maden Kanunu'na uygun olarak yapıldığı ve karar aleyhine açılan iptal davasının da reddedilerek kesinleştiği, bu konuda davacının herhangi bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığı, maden sahasında ticari ölçüde işletilmeye elverişli altın madeni bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 7.725.000.000.-TL.nın davacı Hüseyin'e, 6.180.000.000.-TL.nın ise diğer davacıya 24.12.1998 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili suretiyle verilmesine karar verilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 275.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 21 nci maddesi gereğince KDV'si ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 562.500.000.- lira temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 30.09.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy