(556 S. KHK. m. 66/a) (6762 S. K. m. 58/d-e)
Davacı vekili, müvekkilinin bayii olduğu markaya ait ürünlerin davalı tarafından satılması neticesinde mahrum kalınan kar karşılığı maddi tazminat ile haksız rekabetin men'ini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde, maddi zararını yoksun kaldığı kazanç miktarı olarak açıklamıştır. Mahkemece, haksız rekabetin men'ine, davacının haksız rekabet nedeniyle zarara uğramadığı, gerekçesiyle maddi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. Davacının ticari defter ve kayıtları üzerindeki bilirkişi incelemesi sonucuna göre davacının uğradığı haksız rekabetten dolayı kazanç kaybına uğramadığı anlaşılmakta ise de, davacının ürünlerinin satışında artış olması, haksız rekabet sonucu davacının zarar görmediği sonucunu doğurmaz. O halde burada tazminat hesabına esas alınması gereken kıstas, TTK.nun 58 nci maddesinin ( e ) bendinden sonra gelen cümlesinde belirtildiği gibi, "haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen yararın karşılığı" da olabilir. Mahkemece, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeye uygun olarak davacının maddi tazminat isteminin değerlendirilmesi gerekir.
Dava : Taraflar arasında görülen davada Tire Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 21.10.2002 tarih ve 2001/258 - 2002/559 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin T... markasının Tire bölge bayisi olduğunu, davalının sözleşme olmaksızın T... markası taşıyan ürünleri pazarlayarak haksız rekabette bulunduğunu, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 66/a maddesine göre kardan yoksun kaldıklarını ileri sürerek, haksız rekabetin önlenmesine, davalı elindeki ürünlere el konulmasına ve 3.000.000.000.-TL maddi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, bayi gibi çalışmadıklarını, fatura ile mal aldıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının davaya konu ürünleri Tire bölgesine satma yetkisinin bulunmadığı, bu hakkın davacıya ait olması nedeniyle davalının eyleminin haksız rekabet olduğu, bu eylem nedeniyle davacının bir önceki yıla göre zararının bulunmadığı, davalının bu malları bedelini ödeyerek satın alması nedeniyle davacıya bedelsiz olarak verilmesinin davacı lehine sebepsiz zenginleşmeye neden olacağı gerekçesiyle, davanın kabulüne, haksız rekabetin tespiti ile önlenmesine, bedeli davacı tarafından ödenmek kaydıyla el konulan malların davalıdan alınıp davacıya verilmesine, maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, haksız rekabetin men'i ile maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, maddi zararını yoksun kaldığı kazanç miktarı olarak açıklamıştır. Mahkemece, haksız rekabetin men'ine, davacının haksız rekabet nedeniyle zarara uğramadığı, gerekçesiyle maddi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Türk Ticaret Kanunu'nun 58 nci maddesinin ( d ) bendinde, haksız rekabete maruz kalan ve iktisadi bakımdan zarara uğrayanların, kusur varsa zarar ve ziyanını isteyebileceği belirtildikten sonra, müteakip ( e ) bendinde, davacı lehine ve ( d ) bendi hükmünce tazminat olarak hakimin, haksız rekabet neticesinde davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına dahi hükmedebileceği belirtilmiştir.
Davacının ticari defter ve kayıtları üzerindeki bilirkişi incelemesi sonucuna göre davacının uğradığı haksız rekabetten dolayı kazanç kaybına uğramadığı anlaşılmakta ise de davacının ürünlerinin satışında artış olması, haksız rekabet sonucu davacının zarar görmediği sonucunu doğurmaz. O halde burada tazminat hesabına esas alınması gereken kıstas, TTK.nun 58 nci maddesinin ( e ) bendinden sonra gelen cümlesinde belirtildiği gibi, "haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen yararın karşılığı" da olabilir. Mahkemece, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeye uygun olarak davacının maddi tazminat isteminin değerlendirilmesi gerekir iken, yazılı gerekçeyle maddi tazminat isteminin reddedilmesi bozmayı gerektirmiştir.
2-Bunun yanında davacı vekili dava dilekçesinde rekabete konu eşyaların davalıda bulunması durumunda elkonulmasına karar verilmesini istemiş olup, mahkemece elkonulan malların bedeli mukabilinde davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davacının bu yöndeki talebinin hangi kanun hükmüne dayandırıldığının açıklattırılmasından sonra hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde talebin aşılarak karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy