(6762 S. K. m. 1264/2, 1269, 1321)
Dava : Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 3.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 12.12.2002 tarih ve 2002/162 - 2002/993 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait, davalı nezdinde trafik sigorta poliçesiyle sigortalı aracın kazaya karıştığını, karşı araç kasko sigortacısının açtığı dava sonucunda tam kusurlu bulunduğunu, davalıya ihbar edildiğini, takip sonucunda 689.000.000.-TL ödediklerini, davalının trafik sigortacısı olarak yükümlülüğünü yerine getirmediğini iddia ederek, 689.000.000.-TL.nın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sigorta sözleşmesinin davacı ile yapılmadığını, kaza anında aracın sigortalı olmadığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının poliçe hükümleri gereği davacının ödediği tazminattan sorumlu olduğu gerekçesiyle, 689.000.000.-TL.nın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, kaza nedeniyle ödenen tazminatın trafik sigortacısından rücuen tazmini istemine ilişkindir.
Sigorta sözleşmesinde menfaat en önemli unsurdur. Zira, zarar sigortalarında sigortanın konusu eşya olmayıp, o eşya üzerindeki menfaattir. Nitekim TTK.nun 1269 ve 1321 nci maddelerinde de sigorta konusunun mal veya can değil menfaat olduğu açıkça hükme bağlanmıştır.
Dava konusu olayda, zararın ödenmesine neden olan araç, özel bir otomobildir. Anılan araç, dosyaya ibraz edilen, noterlikçe Karayolları Trafik Kanunu'nun 20 nci maddesine uygun olarak tanzim edilmiş, satış sözleşmesi ile 13.10.1998 tarihinde dava dışı Kadir Kara tarafından davacıya satılmış, zilyetliği devredilmiştir. Zarar ödenmesine neden olan kaza da, 16.02.2000 günü aracın davacı tarafından kullanıldığı sırada meydana gelmiştir. Uyuşmazlığa konu trafik sigorta poliçesi de, yine aynı gün saat 16.30 da tanzim edilmiş, sigortalı olarak dava dışı Kadir Kara gösterilmiştir. Davacı, talebini bu poliçeye dayandırmış, davalı da akidin davacı olmadığını, poliçenin kazadan sonra düzenlendiğini, davanın reddinin gerektiğini savunmuştur. Öncelikle ifade etmek gerekir ki, dava dışı Kadir Kara'nın Karayolları Trafik Kanunu'nun 20 nci maddesi hükmüne uygun olarak davacıya özel otomobil niteliğindeki aracı 16 ay önce satıp, zilyetliğini devretmesi ve de kazanın davacının kullanımında vuku bulması karşısında bahse konu aracı sigortalatmasında hukuki menfaatinin bulunduğunun kabulü mümkün değildir. O halde, dava dışı Kadir Kara'nın aracı sigorta ettirmede para ile ölçülebilir bir menfaati bulunmadığına göre, sigorta sözleşmesinin TTK.nun 1264/2 nci maddesi hükmü uyarınca batıl kabul edilip, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazları incelenmemiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy