(1163 S. K. m. 16)
Taraflar arasında görülen davada Aksaray Asliye 1.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 30.30.2001 tarih ve 1996/408 - 2001/159 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M.Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin S.S.A.... Madeni Sanatkarlar Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi üyesi olup, yapılan kura çekilişinde kendisine isabet eden dükkanın belirlendiğini, davalıların Yönetim Kurulu üyesi oldukları dönemde müvekkilini üyelikten ihraç ettiklerini, kooperatife karşı açılan davada üyelikten çıkarma işleminin hatalı olduğunun kabulü üzerine, müvekkiline kooperatiften düşen yer başkasına tahsis edildiği için ihraç edilen bir başka üye Hamit A.'ya isabet eden dükkanın müvekkiline verildiğini, Hamit Akça'nın da ihraç kararını iptal ettirerek müvekkili adına tapuya kayıtlı dükkanı, tapu kaydının iptali davası açarak kendi adına tesciline karar aldığını, sonuçta müvekkilinin açıkta kaldığını, kurada müvekkile isabet eden dükkanın kooperatifçe Musa A.'e tahsis edilmişken şu anda davalılar Şahin T., Metin T., Sıtkı T., İbrahim G. ve Abidin D. adına kayıtlı bulunduğunu, bu durumdan yönetim kurulu üyesi bulunan davalıların müteselsilen sorumlu olduklarını ileri sürerek müvekkiline isabet eden dükkanın davalılar adına olan tapu kaydının iptaliyle müvekkili adına tapuya tesciline, bu mümkün olmadığı takdirde dükkan bedeli olan 2.500.000.000 TL tazminatın faiziyle yönetim kurulu üyesi olan davalılardan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar Şahin, Metin ve Sıtkı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkillerinin iyiniyetli olarak tapunun aleniyeti ilkesiyle malik olduklarını ve davanın kooperatife karşı açılması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Orhan vekili, davanın yönetim kuruluna karşı değil, tüm üyelere karşı açılması gerektiğini, müvekkilinin kooperatiften ayrıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar davaya yanıt vermemişlerdir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, tapu kayıt maliki davalıların dava konusu taşınmazı tapu sicilinin güven ve açıklık ilkesine dayanarak satın aldıkları, iktisaplarında kötüniyetli olduklarının iddia ve ispat edilemediği gerekçesiyle tapu kaydının iptaline yönelik istemin esastan reddine, kooperatif tasfiye ile ticaret sicilinden terkin edilmediğinden bir bölüm yönetim kurulu üyeleri ve mirasçıları aleyhine açılan tazminat davasının ise husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, davacı kooperatif ortağına isabet eden işyerinin tapu kaydının iptali ve adına tescili ile; bu mümkün olmadığı takdirde ise işyeri bedeli olan 2.500.000.000 TL tazminatın faiziyle davalı yönetim kurulu üyelerinden tahsili istemine ilişkindir.
Davacı tazminat davasında davalı yönetim kurulu üyelerinin kasdi hareketleri sonucu ihraç edilerek, zarara uğratıldığı iddiasında bulunmuştur. Aynen ifade etmek gerekirse, davacı davalı yönetim kurulu üyelerinin entrikaları sonucunda hiçbir şey olamadığını ileri sürerek onların haksız eylemlerine dayanmış olmasına rağmen, mahkemece, davalıların kasdi hareketlerinin neler olduğu, davacıya yönelik işlem ve uygulamaları ile zarara uğratma kastı içinde hareket edip etmedikleri, hangi kusurlu eylemleri sonucu davacının işyerini edinemediği hususları davacıya açıklattırılmamış, bu yönde araştırma yapılmamıştır. Bu nedenle, davalı yönetim kurulu üyelerinin haksız eylemine dayanılan davada, bu yönde inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde husumet nedeniyle red kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy