(1086 S. K. m. 287)
Dava : Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 5.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 17.10.2002 tarih ve 2002/409 - 2002/584 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının yapımını gerçekleştirdiği bir iş merkezi inşaat faaliyetinin, inşaat bütün riskler sigorta poliçesi ile müvekkil şirkete sigorta edildiğini, inşaatın çatısında meydana gelen hasar nedeniyle sigorta tazminatı konusunda taraflar arasında anlaşmazlık doğduğunu, bunun üzerine hakem-bilirkişi prosedürünün işletildiğini, ancak 3 ncü tarafsız hakem-bilirkişinin tespit ettiği hasar bedelinin gerçek durumdan önemli bir şekilde farklı olduğunu ileri sürerek, 3 ncü tarafsız hakem-bilirkişi raporunun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, HUMK.nun 287/2 nci ve poliçe genel şartları 14-g maddesi uyarınca 3 ncü tarafsız hakem-bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 3 ncü tarafsız hakem-bilirkişi raporunun iptali istemine ilişkindir. Hakem-bilirkişi müessesesi bir tahkim müessesesi olmayıp, HUMK.nun 287 nci maddesinde düzenlenmiş bir delil anlaşması niteliğindedir. Hakem-bilirkişi raporunun, poliçe genel şartları 14/g maddesi uyarınca taraflar için kesin ve bağlayıcı niteliği haiz olduğu kabul edilmişse de, yine aynı genel şartların 14/j maddesinde, hakem-bilirkişi kararlarına karşı, kararın aşikar olarak gerçek durumdan önemli bir şekilde farklı olduğu anlaşılır ise, bunun iptali için mahkemeye müracaat edilmesinin mümkün olduğu belirtilmiştir. Hakem-bilirkişi raporunun iptali istemi, zarar ve ziyanın bir tür tespiti niteliğindedir. Başka bir anlatımla, taraflar hakem-bilirkişi raporunun iptalini istemiş iseler bu dava, aynı zamanda gerçek zararın tespiti anlamını da taşır. Bu bakımından mahkemece bilirkişi aracılığı ile gerçek zararın tespit ettirilmesi zorunludur. O halde mahkemece tarafların iddia ve savunmalarına göre gerçek zararın uzman bilirkişiler aracılığıyla saptanmasına, bulunacak meblağın hakem-bilirkişilerin saptadığı miktarla karşılaştırılmasına, davacının eksik sigorta iddiasının da göz önüne alınmasına, bundan sonra koşulları varsa hakem-bilirkişi raporu iptal edilerek gerçek zarar ne tutarda ise bu tutar da kararda gösterilmek suretiyle zarar ve ziyanın rakam olarak belirlenmesine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı sigorta şirketi yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy