(2918 S. K. m. 24, 94) (6762 S. K. m. 1303)
Dava : Taraflar arasında görülen davada Mersin 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 03.10.2002 tarih ve 2001/1379-2002/1349 ayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı sigorta şirketi vekili, davalının maliki olduğu aracın, müvekkiline trafik sigortası ile sigortalı iken 3. araçla çarpışıp, hasarlanmasına neden olduğunu, 3. aracın hasarının müvekkilince ödendiğini, davalı araç sürücüsünün kaza anında alkollü olduğunun tespit edildiğini ileri sürerek, 3. araç malikine ödenen 247.373.075 TL.nin 11.10.2000 ödeme tarihinden itibaren faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, rücu şartlarının bulunmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosya kapsamına göre, trafik ZMSS poliçesi, davacı ile dava dışı Mehmet A. arasında 01.02.2000 tarihinde bir yıl için düzenlenmiş olup, 19.9.2000 olan olay tarihinden önce 31.7.2000 tarihinde araç davalı Mustafa Canlı tarafından dava dışı Mehmet Atar'dan noter satışı ile satın alınmıştır.
TTK.nun 1303 ncü maddesi hükmünün aksine, 2918 sayılı KTK.nun 94 ncü ve ZMSS Poliçesi Genel Şartlarının 9 ncu maddesi uyarınca, sigorta ettiren araç işleteninin devri, 15 gün içinde sigortacıya bildirmesi gerekmekte olup, sigortacının da yeni işletenle sigorta sözleşmesini devam ettirip, ettirmeme hususunda takdir hakkı bulunmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılı KTK.nun 24 ncü maddesine göre, ZMSS poliçesi ibraz edilmeden bir aracın trafik siciline tescili de mümkün değildir.
Somut olayda davalı, devri davacıya bildirdiğini de iddia etmemiş, tam tersine kaza tespit tutanağında yazılı poliçeye ilişkin bilgilerden aracın, olay tarihi itibariyle, davacı şirkete sigortalı olduğu da anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, davalı, yasal bir zorunluluk olmadığından, olay tarihine kadar, davadışı Mehmet'in davacı sigortacı ile yaptığı poliçe ile aracı trafiğe çıkarmış, bir zeyilname düzenlettirerek davacı ile sigorta ilişkisine girme yolunu tercih etmemiştir. Bu durumda, davacının olay tarihi itibariyle sigorta ilişkisi sona ermediğinden, dava dışı Mehmet'i hasım göstererek, 3.kişiye ödediği miktarı ondan rücuen talep etmesi yasal ve sözleşmesel bir zorunluluktur. Zarar gören 3. kişinin kazadan sonra davacıya başvurması da bu kabulü doğrulamaktadır. Artık, olay tarihi itibariyle dava dışı Mehmet A.'ın işleten sıfatı kalmasa da davacı ile olan sözleşme ilişkisi devam ettiğinden, davanın doğru hasma yöneltilmediğinin kabulü gerekir. Zira, noter satış tarihi haksız eylemler bakımından zarar sorumlusunun belirlenmesinde önem taşımakta olup, sözleşme ilişkisine dayalı bu tür davalar bakımından uygulama yeri bulunmamaktadır.
Bu durumda, mahkemece, açıklanan bu gerekçelerle davanın reddi gerekirken, bu noktalar üzerinde gerekçe ve tartışma ortaya konmaması ve yazılı eksik gerekçelerle davanın kabulü doğru görülmemiş ve bozma sebep ve şekline göre de davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA , bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy