(4369 S. K. m. 48) (193 S. K. m. 75)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 20.06.2002 tarih ve 2001/373-2002/504 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 07.10.2003 günde davacı avukatı Geylani Koca ile davalı avukatı M. Uğur Ayan gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 96/8635 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca 1.1.1997 tarihinden sonra ihraç edilen menkul kıymetlerin faiz gelirlerinden Gelir Vergisi Kanunu'nun 75/5 maddesi ile öngörülen gelir vergisi stopajından kurumlar vergisine tabi olmayan veya muaf olan kurumların muaf tutulduğunu, müvekkilinin İstanbul Şubesi nezdinde Takasbank depo hesabında bulunan davalı vakfa ait 29.07.1998 itfa tarihli (1.060.000.000.000) TL. nominal değerdeki hazine bonosunun gelir vergisi kesintisi yapılmadan ödendiğini, ancak, ödeme günü olan 29.07.1998 tarihinde yürürlüğe giren 4369 sayılı kanunun 48. maddesi ile kanunla kurulan vakıflar dışındaki vakıfların bu muafiyetinin kaldırıldığını, durumun anlaşılması üzerine Vergi Dairesi'ne (303.805.779.000) TL. ödendiğini ileri sürerek, anılan meblağın faiziyle birlikte davalıdan rücuan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı def'inde bulunmuş ve ayrıca da davanın esastan reddini savunmuştur.
Mahkemece, kanunla kurulan vakıflar dışında kalan vakıfların menkul kıymet gelirlerinin stopaj kesintisinden muafiyetini kaldıran 4369 sayılı kanunun 31.07.1998 günü saat 24.00'de baskıya hazırlanan Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdiği, oysa davalıya aynı günün sabahı stopaj kesintisiz ödemenin yapıldığı, ödeme sırasında henüz yürürlüğe girmemiş olduğu, kanunun çıkacağının bilinmesinin de senetlerin vadesinde ödenmesine engel oluşturmayacağı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacı Merkez Bankası'nın İstanbul Şubesi'nce Kurumlar Vergisine tâbi olmayan davalı vakfa ait Devlet İç Borçlanma senedi bedelini 1996/8635 sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca itfa tarihi olan 29.07.1998'de gelir vergisi kesintisi yapmaksızın ödemesinden sonra aynı gün yürürlüğe giren 4369 sayılı kanunun 48. maddesi ile değiştirilen Gelir Vergisi Kanunu'nun 75/5 maddesiyle menkul sermaye iratlarından dolayı sadece kanunla kurulan vakıfların muaf kılınması nedeniyle gecikme cezası ile birlikte Vergi Dairesi'ne vergi sorumlusu sıfatı ile ödediği gelir vergisinin davalıdan rücuan tahsiline ilişkin olup, uyuşmazlık davacının ödediği verginin 4369 sayılı kanun ile getirilen değişiklik kapsamında kalıp kalmadığı noktasında toplanmaktadır.
Böyle bir uyuşmazlığın, yani davalı Vakfın sözü edilen vergiyi ödemekle yükümlü olup olmadığının çözüm yeri ise, idari yargıda vergi mahkemeleridir. Bu durumda davalı Vakıfça yapılacak işlem, vergi sorumlusu olarak ödeme yapma durumunda olan davacı bankaya dava konusu olan vergi miktarını mükellef sıfatı ile ödedikten sonra idareye başvurarak yükümlüsü olmadığını ileri sürdüğü vergiyi geri istemek ve bu başvurudan sonuç alamaması durumunda ise, işbu davada ileri sürdüğü gerekçelere dayanarak vergi mahkemesinde dava açmak olmalıdır.
Mahkemece, davanın bu gerekçe ile kabulü gerekirken, idari yargıda çözümü gereken sorunun halli yolu ile davanın reddine karar verilmiş olması isabetsiz görülmüş, kararın bu yönden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmemesine, 275.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 21 nci maddesi gereğince KDV'si ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy