(6762 S.K. m. 1281, 1282, 1292) (Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları A.5, B.1)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Sakarya Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 18.12.2002 tarih ve 2002/177 - 2002/879 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin aracının davalı sigorta şirketi tarafından kasko sigorta poliçesinin yapıldığını, meydana gelen kaza neticesinde oluşan hasarın davalı tarafından ödenmediğini ileri sürerek, 7.745.190.006.-TL.nın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kazanın gece gerçekleşmesine rağmen tutanağın sabah tutulduğunu, davacının sürücü belgesini haiz ve alkollü olmadığını ispatlaması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, alkollü araç kullanmama halinin davacı tarafından kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davalı sigorta şirketi, kasko sigorta poliçesini düzenlediği davacıya ait aracın yaptığı kaza sonrasında kazayı resmi makamlara geç ihbar ettiğini, bunun da sebebinin hasarın teminat dışı kalmış olmasından kaynaklanabileceğini savunarak hasar bedelini ödemekten imtina etmiştir.
TTK.nun 1282 nci maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi, aynı yasanın 1281 nci maddesine göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın da sigortacı tarafından kanıtlanması gerekir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartları'nın A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
Bunun yanında Kasko Sigortası Genel Şartları'nın B.1.5 nci maddesine göre, sigortalı, sigortacının isteği üzerine rizikonun gerçekleşmesi nedenlerini ayrıntılı şekilde belirlemeye, zarar miktarı ile delilleri saptamaya ve rücu hakkının kullanılmasına yararlı bilgi ve belgeleri gecikmeksizin sigortacıya vermekle yükümlüdür. İhbar yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemesi durumunda müeyyide genel şartlarda düzenlenmemiş ancak, ancak bu husus rizikonun teminat dışında kaldığı haller arasında da sayılmamıştır. Bu durumda, konuyu genel olarak düzenleyen TTK.nun 1292 nci maddesinin son fıkrasına göre uygulama yapılması zorunlu olup, buna göre, ihbar yükümlülüğünün kasden yerine getirilmemesi durumunda sigortalının haklarını zayi edeceği, kusurunun bulunması halinde ağırlığına göre sigortacının ödemekle yükümlü olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde, davalı sigorta şirketinin iddialarının tümü özel araştırma şirketi raporuna dayanmakta olup, resmi belgelerde sigortalı araç sürücüsünün alkollü olduğuna veya sürücü belgesi bulunmadığına dair kanıt bulunmadığı gibi davacının kasıtlı olarak ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediği de davalı sigorta şirketi tarafından ispatlanmamıştır.
O halde mahkemece işin esasına girilerek davacının hak kazandığı tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy