(556 S. KHK. m. 7, 8) (6762 S. K. m. 57, 58)
Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 2.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 25.12.2002 tarih ve 2000/845 - 2002/772 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 03.05.1996 tarih ve 173018 nolu "Dedeman Madencilik + Şekil"markasını 37 nci sınıf madencilik için tescil ettirdiğini, davalılardan Duduman Ltd.Şti'nin ise "DR Duduman + şekil " markasını 35, 41, 42 nci sınıflarda kullanmak üzere tescil için 17.02.1998 tarihinde başvuruda bulunduğunu, diğer davalı nezdinde, 556 Sayılı KHK'nin 7/6, 8/1-6, 8/4 maddelerine dayanarak yaptıkları itirazın en son YİDK'nca reddedildiğini ileri sürerek, davalılardan TPE'nün YİDK kararının ve davalının markasının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalıların (ayrı ayrı) vekilleri, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi ek raporu doğrultusunda, her iki markanın yazılış ve söyleyiş itibariyle benzerlik gösterdiği, davalı markasının bütünü itibariyle bıraktığı izlenim nedeniyle eski tescilli davacı markasını çağrıştırdığı ve farklı sınıflar için olsa da davacı markasının itibarına zarar verebileceği, zira davacı markasının toplumsal tanınmışlık düzeyine ulaştığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalıların (ayrı ayrı ) vekilleri temyiz etmiştir.
Davalının tescil başvurusunda bulunduğu marka ile davacının daha önce tescil ettirdiği markanın; görsel, biçimsel, anlamsal, ses uyumu, çağrıştırma, genel intiba kıstaslar itibariyle karşılaştırılması yapıldığında, birbirleriyle aynı yada benzer olmadığı sonucuna varılması, dolayısıyla 556 Sayılı KHK'nin 8 nci maddesi 8/1-6 ve 8/4 ncü madde hükümlerinin koşulları oluşmadığından, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bilirkişinin aksi yöndeki kanaat ve yorumuna itibar edilerek, davanın kabulü doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle,davalıların (ayrı ayrı) vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalılar yararına ayrı ayrı BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 13.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy