(1086 S. K. m. 9)
Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 26.11.2002 tarih ve 2002/353-2002/668 sayılı kararın Yargıtay' ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirkete taşıma sigorta poliçesi ile sigortalı yükün taşınması sırasında, davalıların maliki, işletmecisi ve trafik sigortacısı oldukları aracın çarpması sonucu oluşan 7.507.890.000 lira karar bedelinin müvekkilince sigortalısına ödendiğini ileri sürerek, bu meblağın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı sigorta, davanın esastan, diğer davalıların ayrı ayrı vekilleri, yetki yönünden reddini istemişlerdir.
Mahkemece, kazanın meydana geldiği yer mahkemesinin ortak yetkili yer mahkemesi olduğu, davanın kötü niyetle davalılardan sigortanın merkezinde açıldığı gerekçesiyle, yetkisizlik kararı verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı sigorta şirketinin, halefiyet ilkesi uyarınca zarar sorumlularına karşı açtığı rücu davası da, kural olarak HUMK. nun 9/2'nci maddesi hükmü uyarınca,davalılardan birinin ikametgahı mahkemesinde bakılabilecektir. Böyle bir dava, aynı maddenin ikinci cümlesi uyarınca, ortak yetkili yer (kazanın meydana geldiği yer) mahkemesinde de bakılabilirse de, bu yer mahkemesi yetkili mahkemelerden sadece biri olup, kesin yetkili bir yer mahkemesi değildir. Kamu düzenine ilişkin kesin yetkinin bulunmadığı bu gibi hallerde, davalılardan birinin ikametgahı mahkemesinde dava açıldığı taktirde,tüm davalılar bakımından mahkeme yetki kazanmış olur. Böyle bir durumda, davalılardan birinin yetki itirazında bulunması halinde, yetki itirazı reddedilerek, tüm davalılar bakımından davaya devam edilmesi gerekmektedir.
Somut olayda; davalılardan H.K. Ltd.Şti. vekilinin yetki itirazı usulüne uygun değildir. Davalılardan M. A.Ş. vekili, müvekkili şirketin merkezi olan Manisa itibariyle değil, olay yeri olan Balıkesir itibariyle usulüne uygun yetki İtirazında bulunmuş olup, davacının bu davalıyı kendi ikametgahı mahkemesinden uzaklaştırmak amacı ile bu davayı Kadıköy' de kötü niyetle açtığını kabule olanak yoktur. Zira,bu davalı vekili, müvekkilinin merkezinin bulunduğu yerde davanın görülmesini istememektedir. Öte yandan, davacının davalılardan sigortaya başvurmadan bu davayı bu davalının merkezinin bulunduğu yer olan Kadıköy'de açmasını kötü niyetli bir yaklaşım olarak değerlendirmek de doğru değildir. Zira,davacı, yasal hakkını kullanarak, davayı doğru yerde açmıştır. YHGK.nun Dairemizce de benimsenen yeni uygulaması bu yöndedir. Öte yandan, mahkemece, kaza yeri mahkemesi adeta kesin yetkili bir mahkeme gibi değerlendirilerek, yazılı şekilde üstelik tüm davalılar bakımından yetkisizlik kararı verilmesi de doğru olmamıştır. Zira, bu yer mahkemesi, seçimlik yer mahkemelerinden sadece biridir ve yetki İtirazında bulunmayan veya usulüne uygun yetki itirazında bulunmayan diğer davalılar bakımından mahkemenin yetkisi kesinleşmiştir. .
O halde; mahkemece, davacının tercih hakkını davalılardan sigorta şirketinin ikametgahından yana kullanıp, doğru yer mahkemesinde dava açtığı kabul edilerek, tüm davalılar bakımından, yargılamaya devam edilerek esasa girilip, davanın sonuçlandırılması gerekirken, yazılı gerekçelerle ve tüm davalılar bakımından yetkisizlik kararı verilmesi,bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenle,davacı vekilinin temyiz İtirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy