(1163 S. K. m. 18)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 10.10.2002 tarih ve 2000/932 - 2002/815 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatif ortağı olduğunun mahkeme kararıyla tespit edildiğini, kesinleşen ilama rağmen müvekkiline konut tahsis edilmediğini ileri sürerek, kooperatif ortaklığı nedeniyle hak ettiği konutun aynen müvekkiline verilmesi bu mümkün değilse şimdilik konutun değeri olan (14.000.000.000.-) TL.nın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının halen kooperatif ortağı bulunduğu, tazminat talebinin hukuki dayanağının olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının davalı kooperatife ortak olduğu, edimlerini yerine getirmesine rağmen konut alamadığı, edimini yerine getirmeyen davalı kooperatifin temerrüde düştüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, (12.681.200.000.-) TL.nın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2- Ancak, kendisine konut tahsis olanağı bulunmadığı anlaşılan davacının isteyebileceği tazminat miktarının hesaplanmasında izlenen yol, Dairemiz'in benimsediği ve bilirkişilerce de uygulanan yönteme uygun değildir. Tazminat hesaplama yöntemi şöyle olmalıdır:
a) Önce, ortaklara tahsis edilen konutun dava tarihindeki rayiç değeri hesaplanmalıdır.
b) Normal ve eksiksiz ödeme yapan bir ortağın ödemeleri TEFE ortalama rakamları esas alınarak dava tarihindeki güncel değeri bulunmalıdır.
c) Daha sonra (1) nolu bentteki değerden (2) nolu bentte bulunan değer çıkartılarak normal ödeme yapan bir ortağın bu ödemeleri karşılığında ne miktarda yararlanma sağladığı saptanmalıdır.
d) Davacının yaptığı ödemeler (2) nolu bentteki ilkelere göre dava tarihine taşınarak davacının eksik ödemeleri güncelleştirilmelidir.
e) Bu hesaplamalardan sonra, normal ödentilerini gerçekleştiren bir ortağın (b) numaralı bentte bulunan ödemelerinin güncel değeri karşılığı, yine yukarıda (c) numaralı bentte bulunan bir yararlanmayı sağladığına göre, davacının (d) numaralı bentte eksik ödemelerinin güncel değerinin ne miktarda yarar sağlaması gerektiği orantı kurallarına göre belirlenmelidir. Yani sonuç olarak, (d) nolu bentte bulunan miktar, (c) nolu bentte bulunan değerle çarpıldıktan sonra bulunan miktarın (b) nolu bentte bulunan miktara bölünmesi sonucu bulunacak miktara, (d) nolu bentte bulunan davacı ödemelerinin güncel değerinin ilave edilmesi sonucu bulunacak miktar, davacı ortağın bu davada talep etmesi mümkün olan zarar miktarını belirleyecek ve mahkemece bu miktara hükmedilecektir.
Yukarıdaki ilkeleri dikkate almayan mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy