(6762 S. K. m. 3, 12/2, 18)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Fatih Asliye 4.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 07.11.2002 tarih ve 2000/903 - 2002/825 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin kiracısı olduğu işyerinde su aboneliği için yaptığı başvurunun reddedildiğini, davalının su vermemesi nedeniyle dışarıdan kuyu suyu alıp kullandığını, bu şekilde müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek, davalının müvekkili ile sözleşme akdetmeye icbarına ve şimdilik 500.000.000 TL.nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin abonelik sözleşmesi akdetmesinin idari bir işlem olması nedeniyle idari yargının görevli olduğunu, davacının eski abonenin borcunu ödemediğinden abonelik sözleşmesinin yapılmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından sözleşme yapılmaması muaraza niteliğinde olduğundan muarazanın giderilmesine, sözleşmenin yapılmasına, tazminat isteminin ise ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı işletmenin su abonelik sözleşmesini yapmasının icbarı ve tazminat istemine ilişkindir.
TTK.nun 18 nci maddesinde kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi tacir sayılacakları belirtilmiş, aynı yasanın 12/ll.maddesinde su, gaz, elektrik dağıtım, telefon, radyo ile haberleşme ve yayın yapma gibi işlerle uğraşan müesseselerin ticarethane sayılacakları hükme bağlanmıştır.
Davalı İSKİ'nin kuruluşu hakkındaki 2560 sayılı Kanun'da, bu kurumun Genel Kurul, Yönetim Kurulu ve Genel Müdürlük ile yönetileceği, denetçileri vasıtasıyla denetim yapılacağı, yıllık faaliyet ve yatırımlarının bilançolarda belirlenip, genel kurulun onayına sunulacağı ve bütçesinin kamu iktisadi teşebbüslerinde uygulanan bütçe formülüne göre düzenleneceği açıklandığına göre, bu kuruluşun özel hukuk hükümlerine göre idare edilen bir kamu kuruluşu olduğunun kabulü gerekir.
Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da 2560 sayılı Kanuna tabi olan İSKİ'nin "gördüğü hizmet kamu hizmeti ise de, faaliyetini özel hukuk kuralları altında yapması itibariyle TTK.nun 18/l nci maddesi anlamında tacir sayılacağını ve tacir olan davalı ile davacı arasındaki haksız fiilden kaynaklanan ( TTK.nun 3 ncü maddesi ) davaya bakma görevinin adli yargının görevine girdiğini YHGK.nun 21.09.1983 gün ve Esas 1980/11 - 2721 Karar, 1983/823 ve YHGK.nun 29.11.1995 gün Esas 1995/11- 647 Karar 1995/1043 sayılı kararlarında benimsenmiştir.
Ayrıca, İSKİ'nin abonelerinden kullanma suyu ve atık sular için talep ettiği bedel konusunda çıkan uyuşmazlıklarda adli yargının görevli olduğu benimsenmişken, ( Yargıtay HGK 16.10.1996 gün Esas 1996/l3-346, Karar 1996/699 ) sayılı kararı aynı kurumun şahıslara karşı haksız eyleminden dolayı idari yargının görevli olduğunu söylemek, 2560 sayılı Yasanın uygulanmasında çelişki yaratacağından benimsenmesi de mümkün değildir. Bu durumda tacir olan İSKİ ile davacının abonelik isteminden kaynaklanan davaya bakma görevinin adli yargıya ait olduğu gözönünde bulundurularak, işin esasına girilmesi, taraf delillerinin toplanarak bir karar verilmesinde bir usulsüzlük bulunmamış ise de, davalı tarafından temyize ekli belgede, aynı konuda İstanbul 5.İdare Mahkemesinin 2001/33-1194 sayılı dosyası ile karar verildiği kararın henüz kesinleşmediği anlaşıldığından ve davacı taleplerinden birininde abonelik sözleşmesinin kurulması olduğundan, mükerer yargı kararına neden olmamak açısından mahkemece, İdari yargı kararının kesinleşmesi beklenerek, işbu davanın konusuz kalıp kalmamasına göre, hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy