(6762 S. K. m. 1278/son) (2918 S. K. m. 86/1)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 24.12.2002 tarih ve 2001/221-2002/1271 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkete İMSS poliçesi ile sigorta ettirdiği aracın 3 üncü kişiye verdiği zarardan dolayı hakkında dava açılan müvekkilinin, işleten sıfatı ile sorumluluğuna ilişkin kararın kesinleşmesi üzerine 5.442.772.000 lira ödeme yaptığını, davalının bunun poliçe limiti olan 2.000.000.000 liradan sorumlu olduğunu ileri sürerek, bu limitin temerrüt faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, bakımsızlıktan kaynaklanan teknik arızanın davacının ağır kusuru anlamına geldiğini, bunun da teminat dışı hallerden biri olduğunu, aracın teknik koşullara uygun olmadığını, TTK.nun 1278/son maddesi uyarınca malın ayıbından doğan hasarlardan sigortacının sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, teknik arıza nedeniyle kusur izafesi mümkün olmayan olaydan dolayı davalı sigortacının da sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 3 ncü kişinin zararını karşılayan davacı sigorta ettirenin sigortacısı davalıya karşı İMSS poliçesinden kaynaklanan alacağının rücuen tahsili istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK'nun 86/1. madde hükmüne göre işleten, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur ve artık işletenin hukuki sorunluluğunu yasa gereği üzerine alan böyle bir sigortacının da ne sigorta ettirenine ne de 3 ncü kişilere karşı sorumluluğu da doğmaz. Yine, bu tür poliçenin genel şartlarında, sigorta ettiren işletenin ağır kusuru sigortacının sigorta ettirene rücu nedenlerinden biri sayılmıştır. Yani, bu tür bir hal varsa, 3 ncü kişiye ödeme yapan sigorta ettiren sigortacısına rücu edemeyecektir.
Ağır kusur kavramı bir özel hukuk kavramı olup, kast olmamakla birlikte, kasta yakın bir kusurunun varlığını ifade eder. Ancak "tam kusur" mutlaka bir "ağır kusur" sayılmayabilir. Somut olayın özelliğine ve delil durumuna göre, bu husus mahkemece tartışılarak ve somut kanıtları gösterilerek takdir edilmelidir.
Dairemiz`in yerleşik uygulamasına göre, bir teknik arıza, kural olarak umulmayan bir hal olup, önceden sezilemez ve önlenemez niteliği de kanıtlanmadıkça, bu hal bakım kusuru oluşturmaktadır. Bu hali, 2918 sayılı K.T.K.nun 86/1 nci maddesinde işleteni sorumluluktan kurtaran nedenlerden biri olan mücbir sebep değil, araçta kazayı etkileyen bir bozukluk olarak nitelendirmek gerekmektedir.
Somut olayda, bilirkişinin hukuki yorumuna dayalı olan raporuna itibar eden mahkeme, davacının dava dışı sürücüsünü kusursuz bulduğu için davalı sigortacıyı da kusursuz bulmuş olup, işletenin hukuki sorumluluğu ile ilgili bir tartışma ve gerekçeye yer verilmemiştir. Esasen davacı, bu davaya neden olan ilamda, işleten sıfatı ile ve bakım kusuru nedeniyle sorumlu tutulmuştur. Mahkemece, o ilamda tespit edilen bakım kusuru üzerinde de durulmamıştır.
Bu durumda, mahkemece, işleten davacının zarar gören 3 ncü kişiye karşı hukuki sorumluluğunun bulunup bulunmadığının tespitine bağlı olarak davalının hukuki durumunun yukarıda yapılan açıklamaların ışığında, değerlendirmesi yapılmak, davalı tarafın davacıya rücu nedeni olan ağır kusurun varlığına ilişkin yukarıda özetlenen savunması üzerinde de yeterince durulmak, sonucuna göre karar verilmek gerekirken, eksik incelemeye ve yanlış hukuki değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle,davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy