(1086 S. K. m.434) (6762 S. K. m.85)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 20.09.2002 tarih ve 2000/1297-2002/836 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait iş yerinin davalı şirket nezdinde sigortalı olduğu dönemde, işyerinde çıkan yangın olayı sonucunda toplam ( 25.650.000.000 ) TL. tutarında zarar oluştuğunu, buna rağmen davalı tarafından ödeme yapılmasına yanaşılmadığını ileri sürerek, ( 25.650.000.000 ) TL. tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki poliçenin ( 1 ) nolu özel şartı uyarınca teminatların sadece tam kargir ( betonarme ) ve çelik konstrüksiyon yapı tarzı işyerleri için geçerli olup, davaya konu işyerinin ahşap yapı tarzında bulunduğunu, davacının doğru beyan yükümlülüğünü yerine getirmediğini, yangın olayının işyerinin kendi ayıbından kaynaklandığını olayda eksik sigorta bulunduğunu, davacının muhasebe kayıtlarında yüklü miktarda mal alımı görünmesine rağmen hiç satış görülmediğini, sigortacının olay tarihinde temerrüde düşmesinin söz konusu olamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporlarına nazaran, davacının 2. bilirkişi raporuna itirazı bulunmaması nedeniyle, bu bilirkişi raporuyla bağlı kalınarak, davanın kısmen kabulü ile ( 12.150.000.000 ) TL. tazminat alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Temyiz dilekçesinin verilme usulü H.U.M.K.nun 434. maddesinde açıklanmış olup, buna göre temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Davacı vekili tarafından bu işlemler yapılmaksızın verilmiş karşı temyiz dilekçesinin inceleme kabiliyeti bulunmaması nedeniyle temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3-Dava, sigortalı işyerinde çıkan yangın sonucunda meydana gelen zararın davalı sigortacıdan tahsili istemine ilişkindir.
Davacı sigortalı zarar miktarını ispatlamak zorunda olup, hükme dayanak alınan bilirkişi raporlarına davacının ticari defterlerine dayanılarak davacı zararı kanıtlanmaya çalışılmış ise de, anılan defterlere göre davacıya ait işyerinde rizikonun gerçekleştiği tarihe kadar hiç satış yapılmamış olması yapılan işin niteliği de dikkate alındığında hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi, 03.07.2001 tarihli bilirkişi raporunda davacının ticari defterlerine göre rizikonun gerçekleşmesinden sonra hiç mal girişi bulunmamasına rağmen ( 4.420.512.819 ) TL tutarında satış yapılmış olması da alınan daha sonraki tarihli bilirkişi raporlarında değerlendirilmiştir. Açıklanan bu durum karşısında davacı sigortalıya ait ticari defter ve kayıtlara itibar etme imkanı bulunmadığından, bilirkişiler aracılığı ile BK.nun 42. maddesi dikkate alınarak davacıya ait dükkanda bulunabilecek mal miktarı belirlenerek oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, gerçek zarar miktarını belirlemekten uzak bilirkişi raporuna istinaden hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
4-Kabule göre de, davacı vekilince ikinci rapora olduğu gibi üçüncü bilirkişi raporuna da itiraz edilmemiştir. Bu durumda, mahkemece, alınan ( 3 ). raporda demirbaş hasarı olarak eksik sigorta hükümleri tatbik edilmek suretiyle ( 117.000.000 ) TL. tespit edildiğine göre, davacının itiraz etmediği 2. rapordaki mal hasarı tutarı olan ( 11.400.000.000 ) TL. ile demirbaş hasarı tutarı olan ( 117.000.000 ) TL.nin toplamı suretiyle bulunan ( 11.517.000.000 ) TL.ye hükmedilmesi gerekirken, toplamda ( 12.150.000.000 ) TL.ye hükmedilmesi de yanlış olmuş ve kararın açıklanan nedenle dahi davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazının reddine, ( 3 ) ve ( 4 ) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 20.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy