(2004 S. K. m. 12) (818 S. K. m. 84, 104/son)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Aydın Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 27.12.2002 tarih ve 1997/1384-2002/1837 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra, işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı bankanın Aydın Şubesi'nden kullandığını ticari kredi borcu nedeniyle, davalı tarafından hakkında icra takipleri yapıldığını, icra tehdidi altında düzenlenen taahhütname ile davalıya fazla ödemede bulunduğunu ileri sürerek, fazla ödenen 76.843.051 TL.nin 26.11.1996 ödeme tarihinden itibaren reeskont faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının fazla ödemesi bulunmadığını, yaptığı kısmi ödemelerin BK.nun 84. madde hükmü uyarınca faiz alacağından mahsup edildiğini, 26.11.1996'da yapılan son ödemenin davacının anlaşma talebi ile yapıldığını, hiçbir ihtirazi kayıt koymadığını, bu nedenle istirdat talep edemeyeceğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından, taraflar arasında yapılan kredi sözleşmelerinde bileşik faiz ve temerrüt faizine faiz yürütülmesi öngörülmüş ise de, bu hükümlerin BK.nun 104/3. maddesine aykırı olup, geçersiz olduğu, hesap kkat'i ile sözleşme sona erdiğinden, sözleşme oranında faiz istenilemeyeceği, 1992/7733 sayılı takip dosyasında yapılan ödemenin hiçbir ihtirazi kayıt konulmaksızın kabul edildiği, bu nedenle 12.11.1993 tarihinde asıl alacağın sona erdiği, bu tarihten sonra temerrüt faizinin istenilemeyeceği, 30.05.2000 ve 02.12.2000 tarihli bilirkişi raporlarının mahkemece yeterli görüldüğü gerekçesiyle, davanı kabulü ile 76.843.051 TL.nin 26.11.1996 tarihinden itibaren reeskont faizi ile tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı bankaya davacı tarafından ödenen fazla paranın isdirdatı talebine ilişkindir. Davacı ile davalı banka arasında Ticari Kredi Sözleşmesi yapılmış, davacı tarafından kredi sözleşmesinin ödenmesinde temerrüde düşüldüğünden hakkında öncelikle kredinin teminatı olarak gösterilen ipoteğin paraya çevrilmesi nedeniyle, daha sonra da faiz borçları üst sınır ipoteğini aştığından, ilamsız icra takipleri yapılmıştır. Davacı, icra takiplerinden sonra icra tehdidi ile 12.11.1993, 4.5.1995 ve 26.11.1996 tarihlerinde icra dosyasına ödemelerde bulunmuştur.
Ödeme, alacaklının kendisine yapılabileceği gibi alacaklı adına ifayı kabule yetkili temsilcisine yapılmakla da borç ortadan kalkar. İcra memuru, takipte bulunan alacaklının yasal temsilcisi durumundadır. Nitekim, İİK.nun 12. maddesinde 'icra dairesi takip edilmekte olan bir para alacağına mahsuben borçlu veya üçüncü şahıs tarafından ödenen paraları kabule mecburdur. Bununla borçlu bu miktar borcundan kurtulur.' denilmek suretiyle icraya yapılan ödeme miktarı kadar, borçlunun borcundan kurtulacağı açıkça hükme bağlanmıştır. Eğer, borcun tamamı ödenecek olursa, borç için o tarihe kadar temerrüt faizi ödenir, o tarihten sonrası için faiz yürütülemez. Öte yandan, BK.nun 84.maddesi hükmüne göre; faiz ve masrafları ödemede geciken borçlu, yaptığı kısmi ödemeyi esas borca mahsup edemez. Diğer bir anlatımla , yapılan kısmi ödemeler öncelikle faiz ve masraflara mahsup edilmek gerekir. Ayrıca, taraflar arasındaki kredi sözleşmesi cari hesap sözleşmesi şeklinde düzenlendiği gibi, bu sözleşmeler aynı zamanda ticari ödünç sözleşmesi olduğundan ve dava konusu sözleşmenin 7. maddesinde "...bu sözleşmeye dayanan kredi ve hesaplara bileşik faiz yürütülür..." denildiği gibi, 30.maddesinde "...bu sözleşmeden doğan borçlar ödenmediği takdirde, bunların bankaya ödeneceği tarihlere kadar geçecek günler için yetkili mercilerce veya bankaca tespit edilmiş en yüksek ticari faiz oranına 10 ilave edilmek suretiyle bulunacak faiz oranı üzerinden temerrüt faizi ve gider vergisini ödemeyi kabul ve taahhüt eder..." denilmiştir. Bu durumda, hesabın kat edildiği tarihten temerrüt tarihine kadar sözleşmede öngörülen faiz oranı , temerrüt tarihinden itibaren de yine sözleşmede öngörülen temerrüt faiz oranı uygulanması mümkündür. Ayrıca, hesabın kat'ı tarihindeki banka alacağına , bu tarihten takip tarihine kadar tahakkuk ettirilen temerrüt faizi ile bunun gider vergisine , takip tarihinden itibaren yeniden temerrüt faizi tahsiline yol açacak şekilde hesap yapılması da BK.nun 104/son maddesi hükmüne aykırıdır.
Yukarıdaki açıklamalar karşısında, mahkemece alınan bilirkişi raporları yeterli değildir. Bu itibarla, mahkemece, bankacı, hukukçu ve muhasebeci bilirkişi kurulundan oluşan yeni bir bilirkişi kuruluna dosyanın tevdi ile açıklanan hususlar nazara alınmak suretiyle Yargıtay denetimine elverişli bir rapor alınıp , sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy