(6762 S. K. m. 3) (818 S. K. m. 105)
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 8.Ticaret Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 11.06.2002 tarih ve 2001/1786 - 2002/742 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 03.06.2003 günde davacı avukatı H.Rahmi Yananlı ile davalı avukatı Mustafa İnan gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukat dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl davada, davalı şirkete iş yeri paket sigorta poliçesi ile sigorta ettirilen müvekkilinin işyerinde çıkan yangında işyerinin tamamen yandığının ve yangının komşu işyerlerine de zarar verdiğini, poliçe teminatı altındaki 900.000.000 TL zararının 512 gün gecikme ile icra dosyasına ödendiğini, ileri sürerek, bu miktarın reeskont oranı üzerinden faiz tutarı 726.838.000 TL ile, ödemenin gecikmesi sonucu müvekkilinin aracının icraca düşük bedelle satılması ve bağlı kaldığı sürece kazanç kaybı nedeniyle oluşan 2.647.500.000 TL munzam zarar, ki toplam 3.374.338.000 TL'nın temerrüt tarihinden itibaren reeskont oranı üzerinden faizi ile birlikte, birleşen davada ise geç ödenen 900.000.000 TL'nın enflasyon karşısında değer kaybından doğan 2.301.000.000 TL munzam zararın olay tarihinden itibaren reeskont oranı üzerinden faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davacının kasten yangın çıkarmak suçundan beraat etmesi üzerine tazminatın ödenerek ibraname alındığını, davacının aracının önceki borçlar nedeniyle satılmasından kaynaklanan zararın geç ödeme ile ilgisinin olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece asıl davada 900.000.000 TL'nin ödendiği tarihe kadar işlemiş faiz miktarına faiz uygulanmamak üzere 711.900.000 TL olarak kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiş, Dairemizce davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce asıl dava açısından temyiz itirazları reddedilerek birleşen davanın HUMK 388 maddesi gereğince red gerekçesi olmadığına işaret edilerek bozulmuştur. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sırasında bozmadan önceki bilirkişi raporuna göre, asıl davanın faiz geliri açısından 711.900.000 TL'na faiz uygulanmamak üzere kısmen, birleşen davanın ise 1.589.540.000 TL'na 15.12.1997 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak üzere kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Ancak, davacı vekili ek davasında talep ettiği munzam zarara reeskont oranı üzerinden temerrüt faizi uygulanmasını istemiştir. Taraflar arasındaki ilişki T.T.K.'nun 3.maddesi gereğince Ticaret Kanunu'nda düzenlenen sigortacılık işleri ile ilgili olduğundan ticari işlerdendir. Bu nedenle reeskont oranına göre temerrüt faizi istemi yerinde olup, talep gibi ek dava açısından reeskont oranı üzerinden temerrüt faizine hükmedilmesi yerine yasal faiz verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
3-Davalı vekilinin temiz itirazlarına gelince, mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporundaki munzam zarar hesabı sigorta sözleşmeleri açısından Dairemiz yerleşik munzam zarar hesabı ilkelerine uygun değildir.
Mahkemece, sigorta ilişkisinin asıl amacının hasarlanan veya zayi olan sigortalanan emtia bakımından bu zararın giderilmesi amacına yönelik olması ve davacının sigortacısından tahsil edeceği parayı bu amaçla kullanması gerekmesi dikkate alınarak davacı lehine hükmolunan alacağın tahsil edildiği tarihte, sigortalı işyerindeki hasar gören makine ve emtianın piyasa rayiçleri üzerinden kaç TL'na alınabileceği saptanarak, diğer bir deyişle, sigortalı işyerindeki emtia ve makinaların ne kadar masrafla yerine konulabileceği saptanarak, davacının tahsil ettiği alacağın faizli miktarı oranındaki farkın davanın munzam zararı olarak kabulü gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayanılarak karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına, 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 03.06.20003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy