(1163 S. K. m. 53)
Taraflar arasında görülen davada Kastamonu Aliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 19.09.2002 tarih ve 2002/355 - 2002/497 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar, davalı kooperatifin ortağı olduklarını, 29.06.2000 günlü genel kurul toplantısında, inşaat malzemeleri satıcılarından işyeri değer farkı olarak 3.200.000.000.-TL alınmasına dair kararın yasa ve anasözleşmeye aykırı olduğunu ileri sürerek, anılan genel kurul kararının iptalini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı vekili, davacıların dava açma hakkı bulunmadığını, alınan kararın da yasa ve anasözleşme ile eşitlik kurallarına uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, toplantıda hazır bulunmayan davacıların iptal sebebi olarak gösterdikleri hususta dava açma hakları bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacı Refik G. vekilince temyiz edilmesi sonucu Dairemizce, usulüne uygun çağrı bulunmadığından davacı ortağın iptal davası açma hakkı bulunduğunun kabulü ile işin esasına girilmesi gerektiği belirtilmek suretiyle hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması üzerine mahkemece, bozma ilamına uyularak davanın kabulüne, 29.06.2000 tarihli genel kurul kararının 3 ncü maddesindeki inşaat malzemeleri satıcılarından 3.200.000.000.-TL fark alınmasına ilişkin kararın iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 29.06.2000 tarihli genel kurul toplantısında alınan 3 nolu kararın iptali istemine ilişkindir. Dairemizce yapılan bozma üzerine mahkemece, genel kurula çağrının usulsüz yapıldığından bahisle genel kurul kararının iptaline karar verilmişse de, 1163 sayılı Yasa'nın 53/1 nci maddesine göre, bu şekilde çağrılmayan ortağa genel kurul kararının yasaya, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğu iddiasıyla iptal davası açma hakkı tanınmış bulunmaktadır. Sadece usulsüz çağrı, genel kurul kararının iptalini gerektirmez. Alınan kararın yasaya, anasözleşmeye veya iyiniyet kurallarına aykırı olarak alınmış olduğunun ispatı da gerekmektedir. Davacı taraf, dava dilekçesinde, toplantıda 3 numaralı karar altında alınan inşaat malzemeleri satıcılarından işyeri değer farkı olarak 3.200.000.000.-TL.nın tahsiline ilişkin kararın yasaya ve anasözleşmeye aykırı olduğunu ileri sürmüş olup, Dairemizce verilen bozma kararında da, işin esasına girilmesi gerektiği belirtilmiş olmakla; mahkemece, iptali istenen genel
kurul kararının yasaya, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olup olmadığı hususunda taraf delilleri toplanarak gerekli inceleme yapıldıktan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy