(CMR m. 1, 2) (1086 S. K. m. 190) (6762 S. K. m. 785, 786, 1312)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 27.11.2002 tarih ve 2002/686 - 2002/1634 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirkete nakliyat poliçesi ile sigortalı bir kısım sınai donanım emtiasının davalı tarafından İtalya-Çerkezköy arasında karayolu ile yapılan taşıması sırasında bir takım alüminyum borunun hasara uğradığını, sigortalıya ödeme yapıldığını, hasarın nakliyeden kaynaklanıp tamamından davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, 311.396.127.-TL.nın faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, müvekkilinin ticari merkezinin bulunduğu Çatalca Sulh Hukuk Mahkemesi'nin yetkili olduğunu, yapılan taşımanın CMR Konvansiyonu hükümlerine tabi olup, ambalaj bozukluğu nedeniyle malın hasara uğramasından müvekkilinin sorumlu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taşımadan ötürü meydana gelen hasar nedeniyle davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-) Dava, nakliyat sigorta poliçesinden doğan alacağın rücuan tahsili istemine ilişkindir. Davalı vekili, süresinde ve usulüne uygun yetki itirazında bulunmasına rağmen, mahkemece bu hususta bir araştırma yapılmadığı gibi, itiraza yönelik bir karar da verilmemiştir. Bu nedenle mahkemece öncelikle yapılan yetki itirazının yerinde olup olmadığı hususunun HUMK.nun 190 ncı maddesi uyarınca incelenerek bir karar verilmesi gerekirken, bu yön üzerinde durulmaksızın davanın esasına yönelik hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-) Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin esasa yönelik sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy