(6762 S. K. m. 1278)
Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 12.11.2002 tarih ve 2002/164-543 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi V. Çiçekli tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili,müvekkiline ait Halı Saha Tesislerinin davalı sigorta şirketi nezdinde Tüm İşyeri Sigorta Poliçesiyle sigortalı olduğunu poliçe süresi içerisinde yoğun kar yağışı ve don nedeniyle hasara uğradığını isteme karşın hasarın teminat içerisinde olmadığı neden gösterilip hasar bedelinin ödenmediğini ileri sürerek, şimdilik (5.000.000.000)TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 07.10.2002 tarihli ıslah dilekçesi ile bakiye (12.253.367.715)TL'nin tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, hasarın temellerdeki yapısal kusur nedeniyle meydana geldiğini bu nedenle poliçe kapsamında olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, taraflarca sunulan kanıtlar ve yaptırılan bilirkişi incelemesine göre, davaya konu rizikonun sigortalı yerin yapısal kusurundan kaynaklanmadığı ve sigorta teminatı kapsamında Kar Ağırlığı Klozu dahilinde bulunduğunun anlaşıldığı, hasar bedelinin (17.253.367.715 )TL olarak belirlendiği, davalı tarafın bilirkişi raporuna karşı yaptığı itirazların yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kar ağırlığı klozlu tüm işyeri sigorta poliçesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, davalı vekili, rizikonun doğrudan karın ağırlığı nedeniyle meydana gelmediğini, sigortalı yapının (halı sahası) yapısal kusurundan kaynaklandığını savunmuştur.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın odak noktası, rizikonun doğrudan kar ağırlığından mı yoksa, yapının inşa hatasından mı kaynaklandığı noktasındadır. Hükme dayanak yapılan bilirkişi incelemesinin dosya üzerinde yapıldığı ve bilirkişi kurulunda çelik konstrüksiyon konusunda uzman bilirkişi bulunmadığı tespit edilmiştir. Öte yandan, bilirkişi raporunda rizikonun yapı kusurundan kaynaklansa bile sigorta teminatı içerisinde kaldığı belirtilmiştir. Oysa, TTK.nun 1278 nci maddesi hükmünde "hiçbir halde sigortacı ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin kastından veya aksi mukavelede yazılı değilse sigorta edilen malın ayıbından doğan hasarları tazmine mecbur olmayacağı" öngörülmüştür.
Sigorta poliçe genel şartları dosya arasında bulunmamaktadır. Fakat davacı tarafından, malın ayıbından kaynaklanan hasarın da, poliçe teminatına alındığı iddia edilmemiştir. Bu durumda mahkemece, poliçe genel şartlarının ve dava konusu tesisin projesinin getirtilmesi ve aralarında çelik konstrüksiyon konusunda uzman bir bilirkişinin de bulunduğu bir kurul aracılığı ile eğer sigortalı tesis yerinde mevcut ise, yerinde keşif yapılmak suretiyle, mevcut değilse dosya üzerinde inceleme yapılarak ve tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, davaya konu rizikonun sigortalı tesisin yapı kusurundan (malın ayıbından) kaynaklanıp kaynaklanmadığının araştırılması ve oluşacak sonuç çerçevesinde hüküm kurulmak gerekirken, yazılı şekilde yetersiz bilirkişi raporuna göre karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy