(6762 S. K. m. 1292, 1299) (818 S. K. m. 101/2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Serinhisar Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 08.10.2002 tarih ve 2001/51-2002/65 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait ve davalı şirkete kasko sigortalı aracın uğradığı hasar bedelinin, usulüne uygun müracaata rağmen ödenmediğini ileri sürerek şimdilik ( 11.000.000.000 ) TL.nın olay tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacıya ait aracın, iddia edilen şekilde hasara uğradığını, talep edilebilecek tazminat miktarının ( 8.000.000.000 ) TL. olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, anılan meblağın olay tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Ancak dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. TTK.nun 1299/1. maddesi hükmü uyarınca mal sigortalarında sigorta bedelini ödeme borcu, rizikonun gerçekleştiğini sigortacıya ihbar borcunun aynı Yasanın 1292. maddesine göre doğduğu tarihte muaccel olur ve BK.nun 101/2. maddesi uyarınca ihbar olunan günün bitimi ile sigortacı temerrüde düşer. Böyle bir ihbar yapılmamışsa temerrüdün dava tarihi itibariyle oluşacağı tabiidir. Bu durumda mahkemece, rizikonun gerçekleştiğinin davacı tarafından davalıya ihbar edilip edilmediğinin, tarafların bu konudaki delillerine dayalı olarak tespit edilmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı sigorta şirketi yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy