(1086 S. K. m. 292)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bandırma Asliye 2.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 13.12.2002 tarih ve 2002/236 - 2002/503 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dilek Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı ve dava dışı iki şahısla birlikte kurduğu B.... Süt Gıda Ürünleri San. ve Tic.Ltd.Şti.ndeki bir kısım hisselerini davalıya devrettiğini, davalının kalan 1.865.000.000.-TL.lık borcu için düzenlenen bonoya sehven hem borçlu hem alacaklı olarak davalının isminin yazıldığını, bu nedenle bononun icraya konulduğu takibin mahkeme kararıyla iptal edildiğini ileri sürerek, anılan meblağın 26.02.2002 tarihinden itibaren ticari reeskont oranında faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin devredilen hisse bedelini nakten ve defaten ödediğini, hisse devir sözleşmesinden bu hususun açıkça belli olduğunu, davacının iddiasını aynı kuvvetteki yazılı belge ile ispat etmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre, taraflar arasında noterde yapılan 21.11.2001 tarihli hisse devri sözleşmesinde davacının davalıdan devir bedelini nakten ve defaten aldığının ve hiçbir alacağı kalmadığının açıkça belirtildiği, bunun aksinin ancak aynı nitelikteki delille ispatlanabileceği, bu nedenle davacının alacaklısı ve borçlusu aynı kişi olan bononun yazılı delil başlangıcı sayılarak tanık dinletilmesine ilişkin isteminin kabul edilemeyeceği, davacının yemin teklif etme hakkını kullanmayacağını belirttiği gerekçesiyle sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, şirket hissesi devrinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili istemine ilişkindir. Davacı vekili, bakiye 1.865.000.000.-TL alacak için 21.11.2001 tarihli bono tanzim edildiğini ancak muhasebecinin sehven bononun alacaklı ve borçlusu olarak davalı Zafer Yeşiloğlu'nun ismini yazdığını, bu nedenle bonoya dayalı takibin iptal edildiğini belirterek, yazılı delil başlangıcı nedeniyle tanık dinletme talebinde bulunmuştur. Hisse devir senedi ile aynı tarihi taşıyan 21.12.2001 tarihli ( ve 26.02.2002 vadeli ) bonodaki imza davalı tarafça inkar edilmemiş, senedin davacıya niçin verildiği açıklanmamış sadece davacının iddialarını ibraname niteliğindeki resmi hisse devir sözleşmesi kuvvet ve niteliğindeki yazılı belge ile ispat etmesi gerektiği savunulmuştur. HUMK.nun 292 nci maddesine göre, bir belgenin yazılı delil başlangıcı olarak kabulü için üç şartın birlikte bulunması gereklidir. Bunların ilki, belgenin yazılı olması, İkincisi bu belgenin aleyhine ilişki ileri sürülen taraftan sâdır olması ve nihayet üçüncüsü bu belgenin ileri sürülen hukuki ilişkiyi tam olarak ispat edememekle beraber bunun vuku bulduğunu kanıtlar nitelikte olması gerekir. Dava konusu olayda, davalı vade tarihini kendi el yazısı ile yazdığını ve senedi imzaladığını açıkça inkar etmediğinden, yukarıda sayılan şartları taşıyan bu belgenin davacı lehine yazılı delil başlangıcı sayılması gerektiği ve o nedenle davacının iddiasını bu belgeyle birlikte tanık beyanlarıyla ispat edebileceği, senede karşı ileri sürülen iddianın ispatı için aynı çeşit ve kuvvette belge sunulmasına gerek olmadığı gözetilmeden, mahkemece yazılı gerekçelerle davacının tanık dinletme talebinin reddedilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy