(5584 S. K. m. 50)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 14.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 31.10.2002 tarih ve 2000/116 - 2002/695 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin Ankara'da bulunan yakınlarının çocuğu için Fransa'dan Ankara'ya içinde okul araç gereçleri ve kırtasiye malzemeleri bulunan bir koli gönderdiğini, ancak kolinin adresine ulaşmadığını, bu arada gönderdiği 2 nci kolinin de ulaşmaması üzerine müvekkilinin Fransız PTT'sine başvurarak aksaklığın sebebini sorduğunu, aldığı bilgiye göre her iki kolinin de usulüne uygun bir şekilde Türk Posta İdaresi'ne teslim edildiğini, Türk Posta İdaresi'ne yapılan başvuruların sonuçsuz kaldığını ve gönderilen her iki kolinin de bulunamadığını, davalı idarenin kusurlu olduğunu ileri sürerek, 1645 Fransız Frangı maddi zararın ve 1.000.000.000.-TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının birinci gönderisini adi posta ile yaptığını, ikincisinin ise taahhütlü küçük paket ile gerçekleştiğini, Dünya Posta Birliği Sözleşmesi'nin 34 ncü maddesinde Posta İdareleri'nin sorumluluğu ve tazminatların düzenlendiğini, kayıp mahalli neresi olursa olsun akıbeti tespit edilemeyen kayıtlı gönderiler için çıkış posta idarelerince hak sahiplerine tazminat ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İhbar olunan Ömer E., olayla ilgili olarak açılan ceza davasında beraat ettiğini, bu nedenle tazminat davasını kabul etmediğini bildirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 1 nci koliden Posta Yasa'sının 50/1 nci maddesi gereğince davalı kurumun sorumlu olmadığı, 2 nci koliden ise Dünya Posta Birliği kongresinde alınan kararlar çerçevesinde çıkış ülkesinin sorumlu olduğu, telefon görüşmeleri için harcanan bedelden davalının sorumlu olmadığı ve mevcut duruma göre de davacının davalıdan manevi tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, yurtdışından posta yolu ile gönderilen kolilerin kaybolması nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davalı P.T.T. Genel Müdürlüğü vekili yaptığı savunmasında, 1994 Seul Dünya Posta Birliği Sözleşmesi hükümlerine dayanarak sorumluluklarının bulunmadığını belirtmiş olup, mahkemece hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda da, 1 nci koli için 5584 sayılı Posta Yasası'nın 50/1 nci maddesi hükmünce tazminat istenemeyeceği, davacının 2 nci olarak gönderdiği küçük paket için de Dünya Posta Birliği kongre kararlarına göre, yurt dışı bu tür mektup postası gönderilerinin kaybolması veya hasara uğramaları halinde, hasar tutarı veya değeri karşılığı olan bedelin tazminat olarak gönderiyi kabul eden çıkış merkezi ülke tarafından ödeneceği, davada da bu ülkenin Fransa olup, tazminatı Fransa Posta İdaresi'nin ödemesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir.
Davalı tarafın savunması ve hükme dayanak yapılan bilirkişi kurulu raporunda, kaybolan kolilerden doğan sorumluluk hususunda 1 nci koli için Posta Yasası'nın 50/1 nci, 2 nci koli için de Dünya Posta Birliği Kongresi'nde alınan kararlara dayanılmışsa da, mahkemece hükme dayanak yapılan yasa ve sözleşme metni dosyada bulunmamaktadır. Dayanılan Dünya Posta Birliği sözleşmesinin bütün hükümleri ile bu sözleşmenin konusu, kapsamı, amacı, hangi tarihten itibaren uygulandığı hususlarının araştırılıp, sözleşme dosyaya celbedilerek hem davalı savunmasının, hem de bilirkişi raporunun denetiminin sağlanması gerekirken, bu yönler araştırılmaksızın, eksik incelemeye dayalı ve denetlenemeyen bilirkişi raporu uyarınca yurtdışından gönderilen kolilerden kaybolan birincisi için Posta Yasası'nın 50/1 nci maddesi, kaybolan ikinci koli içinse sözleşme hükümleri mevcut olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş olup kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy