(1163 S. K. m. 16)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 07.11.2002 tarih ve 2002/868 - 2002/641 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin üyesi ve uzun yıllar başkanı olduğunu, üyelerden toplanan paraların enflasyonda erimemesi için kooperatife demir alındığını, arsanın alımının uzun sürmesi nedeniyle inşaata başlanıldığında iade edilmek üzere bir şirkete verildiğini, ancak, bu şirketin demirleri geri vermediğini, geri alınmayan demirlerin bedelinin istenildiğini, bedel ödenmediğinden üyelikten ihraç edildiğini, oysa genel kurullarda ibra edildiğini, 16.06.2001 tarihli genel kurulda ihracın iptal edildiğini, ancak bu genel kurulun iptaline karar verildiğini, bundan sonra yapılan genel kurulda ihracın görüşülmediğini, davanın genel kurul iptal kararından sonra 3 aylık yasal süresinde açıldığını ileri sürerek, 05.06.2001 tarihli ihraç kararının iptalini talep etmiştir.
Davalı vekili,16.06.2001 tarihli genel kurul kararlarının iptali ile kararın geriye yürüdüğünü, davanın süresinde açılmadığını, kaldı ki ihraç kararının usulüne uygun olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamından, 16.06.2001 tarihli genel kurul kararının davacının kazandığı müktesep hakkı ihlal edici nitelikte olmadığı, söz konusu genel kurul kararlarının geçersizliğine ilişkin verilen kararın kesinleşmesinden itibaren yasal 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açıldığının kabulü gerektiği, davacının kooperatif başkanı olduğu dönemde yaptığı işlem dolayısıyla bir sorumluluk davası olmadığı gibi, ihtarla belirtilen borç tutarının hangi kriter esas alınarak saptandığının belli olmadığı, davacının kooperatife aidat borcu olduğunun savunulmadığı, kaldı ki 27.11.2001 tarihli genel kurulda ibra edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 03.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy