(6762 S. K. m. 1299) (2918 S. K. m. 98, 99) (Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları B.3)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 14.11.2002 tarih ve 2001/372-2002/651 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 21.10.2003 günde davalı avukatı Cengiz Topel Özdemir gelip, davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıya kasko sigortalı olan müvekkiline ait aracın trafik kazası sonucu uğradığı hasarın tazmin edilmediğini ileri sürerek, (2.400.000.000) TL. tazminatın reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili araç sürücüsünün alkollü olmasından dolayı kaza yerinden uzaklaştığını, davacının yeterli bilgi ve belgeyi vermediğini, rizikonun TTK.nun 1299, KTK 98/1, 99/1. maddeleri ve genel şartların B.1-1.5, 1-7 ve A.5.4 ve 5. maddeleri uyarınca sigorta güvencesi kapsamı dışında kaldığını savunmuştur.
Mahkemece, sunulan ve toplanan kanıtlar ile bilirkişi raporuna dayanılarak, oluşan rizikonun sigorta güvencesi dışında kalmasını gerektirir olguların davalı tarafça kanıtlanamadığı, sigortalı aracın kaza nedeniyle uğradığı hasarın KDV dahil (2.135.951.819) TL. olduğu gerekçesiyle anılan meblağın dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalıya kasko sigortalı olan davacıya ait aracın trafik kazası sonucu uğradığı hasarın rızaen giderilmemesi üzerine açılan tazminat istemine ilişkindir.
Davalı sigortacı vekili, davacıya ait aracın meçhul sürücüsünün kazadan sonra olay yerini terk ettiğini, böylece sürücü belgeli ya da alkollü olup olmadığının saptanamadığını, davacı sigorta ettirenin kazadan sonra da Poliçe Genel Şartları'nın B.1-1.5 ve B.1-1.7. maddelerinde öngörülen yükümlülüklerinden hiçbirini yerine getirmediğini, rizikonun sigorta güvencesi kapsamı dışında kaldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Trafik kaza tespit tutanağından, kazadan sonra sigortalı aracın kaza yerinden uzaklaştığı, sürücüsünün kimliğinin saptanamadığı anlaşılmaktadır. 3.10.2002 tarihli oturumda isticvap edilen davacı, aracı oğlunun adını bilmediği arkadaşı kullanırken kazanın meydana geldiğini, sürücünün sürücü belgesinin bulunduğunu bildirmiştir.
Kural olarak, rizikonun sigorta güvencesinden yararlanamayacağı savunmasının sigortaca ispatı gerekir. Kural böyle olmakla birlikte somut olgular da gözden uzak tutulmamalıdır. Poliçe Genel Şartları'nın anılan hükümleri uyarınca sigorta ettiren riziko ile ilgili her türlü bilgi ve belgeleri verip tazminat yükümlülüğü ve miktarı ile rücu haklarının saptanmasına esas araştırma ve incelemelere izin vermeye yükümlüdür. Bu bilgi ve belgeler sağlandıktan sonra sigortacı tazminat ödeyip ödemeyeceğini, ödeyecekse niceliğini, varsa sorumlu üçüncü kişilere yönelik doğacak rücu hakkını öğrenebilecektir. Oysa, davacı değinilen bu yükümlülükleri yerine getirmemiş, rizikonun sigorta güvencesi dışında kalmasını gerektiren hallerin bulunabileceği yolundaki kuşku ve belirsizlikleri kaldırmadığı gibi, hayat gerçeklerine aykırı biçimde aylar sonra dahi oğlunun arkadaşı olduğunu bildirdiği sürücünün adını bilmediğini söylemiştir. Riziko sonrası bildirim ve bilgilendirme yükümlülüğünün yerine getirilmemesi nedeniyle davanın reddi gerekirken yazılı gerekçelerle kabulü doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, 275.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 21 nci maddesi gereğince KDV'si ile birlikte davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy