(3065 S. K. m. 8, 20, 25)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 3.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 20.12.2002 tarih ve 2000/1527 - 2002/1073 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin G.... Organize Sanayi Bölgesi Kooperatifi vasıtası ile yapılmakta olan inşaatla ilgili kooperatif ortaklığına ait tüm haklarını 27.06.2000 tarihli protokol ile davalıya devrettiğini, devir bedelinin ( 360.000 ) USD olup, bedelinin ödendiğini, ödenen bu meblağın üyelik devir bedeli olup, KDV'nin bu devir bedeline dahil olmadığını belirterek, ( 38.508.777.400 ) TL KDV'nın Vergi Dairesine ödenme tarihi olan 27.11.2000 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki protokolün 4.maddesinde, davacı - satıcı'nın protokolle belirlenmiş ( 360.000 ) USD dışında, KDV ve benzerlerinde dahil olduğu her türlü masraf ve ödenti talep etmeyeceğini kabul ve taahhüt ettiğini, dava konusu verginin mükellefinin davacı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara nazaran,taraflar arasındaki sözleşmede bedele KDV'nın dahil veya hariç olduğu yönünde net bir ifade kullanılmadığı, bu durumunda ihtilafın çözümünde KDV Kanunu ile sözleşmenin tatkibinin gerektiği, 3065 Sayılı KDV Kanunu'nun kabul ettiği sisteme göre bu verginin mükellefinin hizmet veya mal satan kişi olduğu, bu kişinin sattığı hizmet veya malın bedeline KDV'ye de ilave ederek bedeli tahsil ettiğini, taraflar arasındaki protokolün 4.maddesinden de, davacı satıcının her ne nam altında olunsa, olsun başkaca bir alacağı yada alıcıya terettüp edecek bir ödentinin bulunmayacağını kabul ettiğini, davacının satış bedeline KDV'nin dahil olmadığına ilişkin iddiasını kanıtlayamadığı, yemin teklif etme hakkını da kullanmadığı gerekçeleriyle ve oy çokluğu ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, davalıya devredilen ortaklık payı satış bedeline ilişkin Katma değer Vergisinin sözleşmenin taraflarından kim tarafından ödeneceğinin belirlenmesine ilişkindir.
Mahkemece, KDV Kanunu uyarınca verginin mükellefinin satıcı olduğu, taraflar arasındaki protokolün 4.maddesi uyarınca satıcı davacının başka hiçbir alacak talebinde bulunmamayı taahhüt ettiği, davacının KDV'ni davalı alıcının üstelendiğini kanıtlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, dosyada yapılan incelemeden taraflar arasındaki protokolün 4.maddesi devredilen kooperatif ortaklık payına ilişkin olarak inşaatın yapıldığı anlaşılan Gebze Organize Sanayi Müdürlüğüne yapılan taahhütleri içerip, sadece devredilen paya ilişkin kooperatife olan borçları kapsamakta, yoksa KDV'nin satıcı uhdesinde kalacağına dair bir ibare taşımamaktadır.
K.D.V Kanunu'nun 8.maddesine göre, bu verginin mükellefi satıcılardır. Ancak, anılan vergi dolaylı bir vergi türü olup, verginin kanuni yüklenicisi yada diğer bir deyimle taşıyıcısı mal veya hizmetin alıcılarıdır. Aynı Yasa'nın 20.maddesinde vergi matrahının "bedel" olduğu açıkça belirtilmiş, 25/b.maddesinde ise, KDV'nin matraha ( bedele ) dahil olmadığı saptanmıştır. Taraflar arasındaki protokolde açıkça "işbu hakkın devir bedeli 360.000 USD'dir." denildiğine göre, bu devir bedelinin içerisinde anılan yasal düzenlemeler karşısında KDV'ninde olduğundan söz edilemez. Bu durumda mahkemece, ispat yükü kendisinde olan davalıya davacıya davaya konu verginin davacı tarafından üstlenildiğine dair yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, ispat yükü ters çevrilerek yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy