(1086 S. K. m. 428)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 04.11.2002 tarih ve 2001/18 - 2002/1280 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi D. Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalıdan 1.100.000.000 TL alacaklı olduğunu, davalının bu borcuna karşılık 17.10.1993 keşide tarihli bir çek verdiğini, mali durumu bozulan davalının ricası nedeniyle çekin süresinde bankaya ibraz edilmediğini, davalı davacıyı sürekli oyaladığından başlatılan ilamsız takibin borçlunun itirazıyla durduğunu, çekin yazılı delil başlangıcı sayılması gerektiğini ileri sürerek 1.100.000.000 TL alacağın 17.10.1993 tarihinden itibaren reeskont oranında faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davacının bir temel ilişkiden söz etmeden alacak iddiasında bulunmasının böyle bir borcun bulunmadığına mesnet teşkil ettiğini, davacıya müvekkilinin herhangi bir borcu bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre, davalıya ait olduğu tartışmasız olan dava konusu çekin süresinde bankaya ibraz edilmediği, halen davacının elinde olması nedeniyle çekin karşılığının ödenmediğine karine teşkil ettiği, yazılı delil başlangıcı olan çekin davacı tanıkları beyanına göre ödünç olarak alınan para karşılığı verildiğinin anlaşıldığı ancak süresinde bankaya ibraz edilmeyen ve ticari ilişkiden kaynaklanmayan çek için keşide tarihinden itibaren reeskont oranında faiz istenemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 1.100.000.000 TL alacağın dava tarihinden itibaren % 60 yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacı vekilinin, dava dilekçesinde .......borçlu işbu borcuna karşılık müvekkile ......çek vermiştir ve ileride muhakeme sırasında taraflar arasındaki hukuki münasebet tevsik edileceği gibi şeklinde ibarelere yer vermiş olması ayrıca replik ve sonraki dilekçelerinde davacının davalıya borç para verdiğinin belirtilmesi karşısında esas ilişkiye dayanıldığı anlaşılmakta olup, salt çeke dayalı olarak dava açıldığı ve sonradan davayı değiştirdiği kabul edilemeyeceğinden, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava konusu alacak ile ilgili olarak davacının, davalı aleyhine davadan önce İstanbul 8.İcra Müdürlüğü'nde takip yaptığı anlaşılmaktadır. Mahkemece takip dosyası getirtilip davalının hangi tarihte temerrüde düştüğü belirlenerek, bu tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı olduğu şekilde dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte belirtilen nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 44.400.000 lira temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy