(5846 S. K. m. 22, 38) (1086 S. K. m. 275) (818 S. K. m. 41)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Karacabey Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 26.09.2002 tarih ve 1996/581 - 2002/376 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin, "Otomatıp Hastane Otomasyonu Programı" sahibi olduğunu, bu şirket çalışanlarından biri olan davalılardan İbrahim'in, Karacabey Devlet Hastanesi Başhekimi ve Saymanı olan diğer davalılar ile işbirliğine girerek, bu programları, hastane bünyesi içinde izinsiz üretip, çoğaltıp, piyasaya yeni bir program olarak sunduklarını, değişik iş tespit raporu ile tespit ettirdiklerini, davalıların bu eylemlerinin TTK.na ve FSEK.na aykırı düştüğünü ileri sürerek, haksız rekabetin önlenmesine, programların toplatılmasına, hükmün ilanına, 1.000.000.000.-TL maddi, 1.000.000.000.-TL manevi tazminatın faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, emanete alınan disketlerin bozuk olduğu için okunamadığı, bu durumda iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı, davasını sahibi bulunduğu bilgisayar yazılım programının formüllerini ve kalıplarını oluşturan ve müşterilere verilmeyen kaynak kodlarını davalıların elde ederek başka bir yazılım programı oluşturdukları nedenine dayandırmıştır.
Davacı taraf vekili, delil listesine ilişkin dilekçesinde ve bu dilekçedeki delillerin açıklamasını içeren 22.03.1999 ve 05.10.2001 havale tarihli dilekçelerinde, özellikle delil tespit bilirkişisinin raporuna ve bilirkişinin tespite konu hastanenin bilgisayarlarından oluşturduğu tespitleri topladığı iki diskete, Asliye Ceza Mahkemesi emanetine alınmış her iki tarafın orijinal program disketlerine, davalıların oluşturduğu programın piyasaya tanıtımına ilişkin broşürlere, davacının daha önce çalışanı olan davalılardan İbrahim'in ve davacının ayrı ayrı noterlerde korumaya aldırdığı orijinal programların ve bunların kaynak kodlarının saklama belgelerine dayanmıştır. Davalılar vekili ise, her iki tarafın programlarına ilişkin kaynak kodlarını içeren disketlere ve hastanede kullanılan yazılım programına dayanmıştır.
Çekişmenin, her iki tarafın piyasadaki programlarının, her iki tarafın korumaya aldırdığı ve piyasaya sunulmayan orijinal kaynak kodları ile karşılaştırılması yapılarak, davalıların, davacının orijinal kaynak kodlarını ele geçirerek, yeni bir program oluşturup oluşturmadıklarının ortaya konulması ile saptanabileceği, delil tespit bilirkişi raporunda ve de savcılık hazırlık soruşturması ile asliye ceza yargılaması sırasında alınan uzman bilirkişi kurulu raporlarında hep dile getirilmiş, ancak bilirkişi raporunda bu karşılaştırma yapılmamıştır.
Hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda, 2, 3, 4 ve 5 nolu disketlerin bozuk olması nedeniyle okunamadığı belirtilmiş, mahkemece de, her iki program arasında illiyet bağı kurulamadığı gerekçesiyle, davanın kanıtlanamadığı sonucuna ulaşılmıştır. Oysa, her iki tarafın dayandığı disketler sayı olarak daha fazla olduğu gibi, bilirkişi kurulunun, dayanılan disketlerden hangilerini incelediği anlaşılamamıştır. Her iki tarafın piyasaya sundukları programlarının başka orijinalleri ve kaynak kodları tarafların ellerinde olduğu gibi, adı geçen noterlerde de saklanmakta olduğundan, bunların birbirleriyle karşılaştırılması olanağı her zaman mevcuttur. Taraflara ibraz ettirilerek veya adı geçen noterlerde inceleme yaptırılarak, sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle, davacıya ibraz olanağı verilmemesi ve ibraz isteğinin reddi doğru olmamıştır. Kaldı ki, davalılar vekili de davacı vekilinin dayandığı delillere dayandığından, davalılar vekili de ibraza hazır demektir.
Bu durumda, mahkemece, ikisi bilgisayar programlarından anlayan, biri fikir ve sanat eserleri konusunda da uzmanlığı bulunan bir hukukçudan oluşacak bilirkişi kurulundan, tarafların dayandıkları tüm delilleri irdeleyen, tartışan ve denetime elverişli bulunan bir rapor alınarak, iddia ve savunmanın değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi, doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy