(6762 S. K. m. 18, 20)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 11. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 03.10.2002 tarih ve 2001/969-2002/785 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 27.05.2003 günde davacı avukatı Mine Doğan gelip, davalı avukatı tebliğe rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait mecuru 10 yıllığına aylık net 2.795 USD bedelle kiraladığını, 02.05.2000 tarihinde başlayan kira sözleşmesi edimlerinin müvekkilince aksatılmadan yerine getirildiğini, ancak Şubat 2001 den itibaren döviz kurlarındaki aşırı artışlar sonucu edim dengesinin müvekkil aleyhine çekilmez biçimde bozulduğunu, Şubat 2001 tarihi itibariyle 1.852.137.900 TL'na tekabül eden kira bedelinin dava tarihinde 4.284.681.895 TL'na ulaştığını ileri sürerek, aylık kiranın Şubat 2001 tarihi kuru olan 322.115 TL'de dondurularak aylık 1.852.137.900 TL ve dava tarihindeki kur üzerinde 1.253.USD olarak uyarlanmasını istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan kur sistemlerinin Şubat 2001'de hükümetçe terk edilip serbest ve dalgalı kur sistemine geçilmesi sonucunda döviz kurlarındaki beklenmedik, öngörülmeyen artışlar olduğu, bunun sonucunda da edim dengesinin bozulduğu ve uyarlama koşullarının oluştuğu 01.05.2002 tarihinde taşınmazın aylık kira bedelinin 2.207.2 USD olması gerektiği, mevcut kira bedeli ile aradaki farkın ise 587.8 USD olup, bu miktarın hakkaniyet gereğince % 50 oranında paylaştırılması sonucunda 01.05.2001 tarihinde ödenmesi gereken ve uyarlanmış kira bedelinin 2.501.1 USD olarak, diğer yıllar kira bedelinin de bu miktarın % 3.5 oranında artırılmak suretiyle uyarlanmasına karar verilmiştir.
Dava, döviz olarak kararlaştırılan kira bedelinin uyarlanması istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki 02.05.2000 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile mecur 10 yıl süreli olarak davacıya kiralanmış ve her yıl için ödenmesi gereken kira bedelini sözleşme ile rakamsal olarak belirlenmiştir. Davacı, sözleşme tarihindeki döviz kurunun ilerleyen zaman sürecinde öngörülmez biçimde yükseldiğini ve müvekkili açısından sözleşmenin edim dengesinin dayanılmaz ölçüde bozulduğunu ileri sürerek uyarlama istemektedir. Dava sözleşmenin imzalanmasından 1 yıl 6 ay 20 gün sonra açılmıştır.
Bilindiği gibi ülke ekonomisinin alınan tedbirlere rağmen istikrarlı bir duruma gelmediği bir gerçektir. 01.02.1944 tarihinde Uluslararası Para Fonu'nun (İMF) kurulmasından sonra ülkeler paralarını Dolar'a göre tanımlamışlar, gerçekçi bir kur politikası arayışı içinde Türk Lirası 07.09.1946' da dolar karşısında % 50 oranında devalize edilerek bir dolar 280 kuruş olmuştur. (Bkz. Prof. Erdinç Tokgöz- Türkiye'nin İktisadi Gelişme Tarihi-Ankara, 2001.S.121)
16.07.1958 tarihinde yapılan büyük çaptaki kur ayarlaması ile bir USD 260 kuruştan 980 kuruşa çıkarılmış ve bu düşüş süreç içinde devam etmiş ve enflasyon yıllar itibarıyla 3 haneli rakamlara ulaşmış, günlük ve gecelik faizler düşünülmeyecek kadar artmıştır. Örneğin, 24 Ocak 1980 de yürürlüğe konan İstikrar Tedbirlerine rağmen enflasyon % 107 olmuş, 1981 de yapılan ayarlama ile 77,5 olan USD 142 TL'na yükselmiş, 5 Nisan 1994 kararları ile de TL yabancı paralar karşısında % 250 - % 300 oranında değer yitirmiştir. 10.12.1999 tarihinde Döviz çıpasına dayalı istikrar programı açıklanmış, ancak 27.11.2000 tarihindeki bankacılık sistemindeki kriz nedeniyle faizler anormal seviyelere yükselmiş, borsalar çökmüş, bankalara Devlet elkoymak zorunda kalmıştır. 23.12.1999 tarihinde bir dolar 543.000 TL iken 21.02.2001 tarihinde 687.000 TL, 11.07.2002 tarihinde ise, 1.700.000 TL'na, Irak Savaşı sırasında ise, 18.04.2003 tarihi itibariyle 1.790.000 TL'na ulaşmış, bilahare de 1.450.000 TL'na düşmüştür. Enflasyon Merkez Bankası'nın sıkı para politikaları sonucu % 30'lara inmiş, 1 yıllık bedelli bonolarda bileşik faizler % 50 civarında gerilemiştir.
Sözleşmenin yapıldığı tarihte bir dolar 614.435 TL'dir. Kira bedeli ise, 2700 Ë 614.435 R 1.658.974.450 TL. dir. Davacı sözleşmenin imzalanmasından 1 yıl 6 ay 20 gün sonra bu uyarlama davasını açmıştır. Dava tarihi itibarıyla uyarlama yapılması halinde davalının eline 2.501 USD Ë 1.491.331R3.729.818.831 TL geçmeye başlayacaktır.
Yukarıdan beri açıklandığı gibi Türkiye'de yıllardan beri ekonomik paketler açılmakta, ancak istikrarlı bir ekonomiye kavuşulamamaktadır. Devalüasyonların ülkemiz açısından önceden tahmin edilemeyecek bir keyfiyet olmadığı, kur politikalarının güvenilir olmadığı gerçektir. Nitekim, kira sözleşmesinin yapıldığı tarihten 6 ay sonra Kasım 2000 ve bundan kısa bir süre sonra Şubat 2001 tarihli ekonomik kriz meydana gelmiştir. Devalüasyon ve ekonomik krizlerin bir anda oluşmadığı, piyasada belli bir ekonomik darboğazdan sonra meydana geldiği bir gerçektir. Davacı, tacirin ekonomik krizin işaretlerinin belli olduğu bir dönemde, yabancı para üzerinden kira sözleşmesi yapması basiretli bir tacir olarak davranmadığını göstermektedir.
T.T.K'nun 18/1 maddesinde A.Ş.'lerin tacir olduğu açıklanmış, aynı yasanın 20/2 maddesinde de her tacirin ticari faaliyetlerinde basiretli bir işadamı gibi hareket etmesine işaret edilmiştir. Basiretli bir işadamı gibi davranma yükümü aslında objektif bir özen ölçüsü getirmekte ve tacirin ticari işletmeleri ile ilgili faaliyetlerinde, kendi yetenek ve imkanlarına göre ondan beklenilebilecek özeni değil, aynı ticaret dalında faaliyet gösteren tedbirli, öngörülü bir tacirden beklenen özeni göstermesinin gerekli olduğu kabul edilmektedir. Gerekli tedbirleri almadan sözleşme yapan ve borç altına giren tacirin alabileceği tedbirlerle önleyebileceği bir imkansızlığa dayanması kabul edilebilecek bir durum değildir. Ülkemizde 1958'den bu yana devalüasyonlar ilan edilmekte, sık sık para ayarlamaları yapılmakta, Türk parasının değeri döviz karşısında düşürülmektedir. Ülkemizdeki istikrarsız ekonomik durum tacir olan davacı tarafından tahmin olunabilecek bir keyfiyettir. Somut olayda uyarlamanın koşullarından olan öngörülmezlik unsuru oluşmamıştır, (Yargıtay H.G.K'nun 07.05.2003 tar. 2003/11-332-340 sayılı kararı)
Yukarıda yazılan gerekçelerle yerel mahkemece verilen uyarlama kararı doğru görülmemiş ise de temyiz edenin sıfatına göre kararın onanması gerekmiştir.
Sonuç: Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile kararın ONANMASINA, istek halinde aşağıda yazılı 277.720.000 lira harcın temyiz edene iadesine, 27.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy