(6762 S. K. m. 1281/2) (1086 S. K. m. 281) (Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.4)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Antalya Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 11.12.2002 tarih ve 2001/1187-2002/1122 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacının Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın 4/d maddesi hükmüne dayalı olarak davalı taraf aleyhine açtığı rücu davası sonucunda mahkemece davanın kabulüne dair tesis edilen hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava,trafik sigortası kapsamında üçüncü şahsa ödenen tazminatın poliçe genel şartları 4/d maddesi uyarınca sigorta ettirenden rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Böyle bir durumun varlığını ispat yükü, TTK nun 1281/2.maddesi uyarınca sigortacıya düşmektedir. Sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konularında uzman bir bilirkişinin de yer aldığı kurul tarafından, olayın salt alkol etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin, başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekmektedir. Dairemizin kökleşen uygulaması da bu yöndedir.Her ne kadar, mahkemece alınan ek raporda bilirkişi olarak hukukçu, trafik uzmanı ve nöroloji uzmanı tayin edilmiş ise de, raporun hükme esas alınacak yeterli araştırma ve incelemeye dayandığını söylemek mümkün değildir. Zira, anılan raporda kazanın salt alkolün etkisiyle meydana gelip gelmediği açıklanmamıştır. Öte yandan, ek bilirkişi raporunun sadece nöroloji uzmanınca imzalandığı, diğer adları yazılı bilirkişilerin imzalarını içermediği nedeniyle, bu yönüyle de raporun HUMK'nun 281/son maddesi hükmüne uygun tanzim edilmediği anlaşılmaktadır. O halde, yukarıda açıklanan şekilde bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz ve yasal unsurları içermeyen bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre,davalının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA,2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy