(6762 S. K. m. 661)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 7.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 30.05.2002 tarih ve 1998/956 - 2002/315 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 21.10.2003 günde davacı avukatı İbrahim Şahin ile davalı avukatı Suphi Artuk gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalıdan aldığı iş makinası bedeline karşılık davalıya kısmen peşin ödeme yaptığını kısmen de bono verdiğini bonoların bedellerinin haricen ödenmesine rağmen iade edilmediği gibi davalının taahhüdüne rağmen 30.12.1993 vadeli olanın protesto edildiğini, diğer bonolarında icra takibine konulduğunu, bu nedenle müvekkilinin ticari çevresinde ve bankalar nezdinde itibarının zedelendiğini, kredi işlemlerinin geri çevrildiğini ileri sürerek, 5 milyar TL maddi, 5 milyar TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, bono bedellerinin tahsil amacıyla M.... Bank A.Ş.'ne tevdi edilmesinden sonra ödendiğini, bu arada bankanın iflas etmesi nedeniyle bonoların bankadan alınmadığını, kendilerinin kusurunun bulunmadığını, zamanaşımı süresinin de dolduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalının haricen tahsil ettiği bonoları iade yükümlülüğünü yerine getirmediği ve protesto ile tahsile konulmasında kusurlu bulunduğu, mükerrer tahsil sözkonusu olmadığından maddi zararın oluşmadığı ancak, haksız protesto ve icra takibi nedeniyle davacının ticari itibarının zarar gördüğü gerekçesiyle 5 milyar TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, taahhütnameye aykırı olarak bonoların tahsile konulduğu ve protesto edildiği iddiasına dayalı maddi - manevi tazminat istemine ilişkin olup, davalı yazılı dilekçesinde zamanaşımı def'inde bulunmuş, ancak mahkemece bu def'i gözardı edilerek doğrudan işin esasına girilerek manevi tazminat istemi kabul edilmiştir.
Bir davada kural olarak iddia ve savunmalara bilirlikte incelenir. Ancak, hakim yargılamayı basitleştirmek ve kısaltmak için kendiliğinden veya taraflardan birinin istemi üzerine iddia ve savunmalardan biri veya bir bölümünü diğerlerinden önce inceleyip karar bağlayabilir. 11.04.1940 tarih ve 15/70 sayılı Y.İ.B.K gerekçesinde de açıklandığı üzere zamanaşımı def'i diğer subut nedenlerinden önce incelenmesi gerekir. Zira, zamanaşımı def'inin haklılığı anlaşıldığı takdirde diğer subut nedenlerine girilmesine gerek kalmayacak ve yargılama daha basit ve kısaltılmış olacaktır. O halde mahkemece, öncelikle davalının zamanaşımı def'i konusunda bir karar verilmek gerekirken,bu konuda olumlu yada olumsuz bir karar verilmeden doğrudan işin özüne girilerek hüküm kurulması bozmayı gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nou bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 275.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 21 nci maddesi gereğince KDV'si ile birlikte davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy