(1163 S. K. m. 16) (4721 S. K. m. 683)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Mersin Asliye 4. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 09.10.2002 tarih ve 2001/1178-2002/1009 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatif üyesi iken ihraç edildiğini, açılan dava neticesinde ihraç kararının iptaline karar verildiğini, kooperatif başkanı olan davalının müvekkilinin dairesine eşyalarını koyup yerleştiğini ileri sürerek, davalının müdahalesinin kaldırılmasını ve 2.000.000.000.TL. ecrimisil bedelinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıya daire tahsisi olmadığını, tapu kaydının kooperatif üzerine olduğunu, davacının borcunun bulunması nedeniyle mülkiyet hakkının bulunmadığı, kooperatifin belli bir yeri olmadığı için buraya evrak konduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, davacının kooperatif üyeliğinin devam ettiği, kendisine kura ile isabet eden daire üzerinde tasarruf hakkının bulunduğu, kooperatife ait eşyaların konmak suretiyle davacının tasarruf hakkının kısıtlandığı, davacı hakkındaki çıkarma kararının iptalinin dava tarihinden sonra kesinleştiği, bu duruma göre dava tarihinde hukuki ihtilaf bulunması nedeniyle ecrimisil isteminin yerinde olmadığı gerekçesiyle, men'i müdahale davasının kabulüne, ecrimisil isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, davacıya kooperatif tarafından tahsis edilen daireye vaki müdahalenin önlenmesi ile ecri misil isteğine ilişkindir.
Davalı, davacının üyesi olduğu dava dışı kooperatifin Başkanı olup, davaya konu dairenin dava dışı kooperatifin bürosu olarak kullanıldığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi ve dinlenen tanık beyanları ile de belirlendiği üzere, davaya konu ve davacıya tahsis edilen daire davacının üyelikten ihraç edilmesinden sonra ihraç kararının iptali aşamasında dava dışı kooperatif tarafından büro olarak kullanılmış olup, davacıda burada yapılan bir genel kurulda hazır bulunmak suretiyle bu durumdan haberdardır.
O halde davaya konu daire üzerinde tasarrufta bulunan kişi davalı olmayıp, dava dışı kooperatif olmasına göre, davalının bu davada pasif husumeti bulunmamaktadır. Davalının kooperatif başkanı olması kooperatif işlem ve eylemlerinden dolayı şahsen sorumlu olmasını gerektirmemektedir. Bu durumda mahkemece davanın pasif husumet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek bulunmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 10.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy