(6762 S. K. m. 338, 310, 381)
Şirket ortağı olan davacı tarafından, tasfiye memurunun düzenlediği bilançonun gerçeği yansıtmadığı iddia edildiğine göre, mahkemece, davalı olarak gösterilen anonim şirketin ihyası için dava açıp açmayacaklan konusunda davacı tarafın görüşleri sorularak, alınacak beyana göre gerekirse davacı tarafa anonim şirketin ihyası için süre ve yetki verilerek, anonim şirketin davada usulünce temsili sağlandıktan sonra işin esasına girilmesi gerekir.
Taraflar arasında görülen davada Manavgat Asliye 1.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 12.11.2002 tarih ve 2002/599 - 2002/566 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 04.11.2003 günde davacı avukatı S.A. ile davalı avukatı N.S. gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşü1üp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı anonim şirket ortağı olduğunu, müvekkilinin katılmadığı 07.07.2001 günlü genel kurulda şirketin tasfiyesine, tasfiye memuru olarak da M.A.nın seçilmesine karar verildiğini, tasfiye memurunun bilançoda usulsüzlük yaparak tasfiyeye dahil edilmesi gereken değerleri tasfiyeye dahil etmediğini, bu nedenle 24.08.2002 günlü genel kurulda "tasfiyenin sonuçlandığı" yönünde alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, tasfiyenin sonuçlanmasına ilişkin 24.8.2002 günlü genel kurul kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket tasfiye memuru vekili, tasfiye işlemi tamamlanan davalı anonim şirketin 26.08.2002 tarihinde ticaret sicilinden terkin edildiğini, müvekkiline yapılan tebligatın geçersiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, 24.08.2002 günlü genel kurul toplantısında davacı muhalefetine rağmen ibra ve tasfiye kararı alındığı, TTK.nun 338, 310 ve 381 nci maddeleri gereğince şirketin ibra ve tasfiye bilançosunun tasdiki ile şirketin tasfiyesine ilişkin kararların alınması sırasında esas sermayenin 1I1O'unu temsil eden pay sahiplerinin muhalif olması halinde ibranın tasdik edilemeyeceği, 24.08.2002 tarihli genel kurulda alınan kararın yasanın emredici kuralına aykırı olduğu gerekçesiyle, davalı şirketin 24.08.2002 günlü genel kurulda alınan kararların iptaline karar verilmiştir.
Karar, davalı şirket tasfiye memuru tarafından temyiz edilmiştir.
I- Dava, gerçeği yansıtmayan bilançonun tasdikine ve davalı anonim şirketin tasfiye işlemlerinin tamamlandığı gerekçesiyle sicilden terkinine dair karar alınan genel kurulun iptali istemine ilişkindir. Ticaret Sicil Memurluğu'ndan gönderilen yazıdan da anlaşılacağı üzere, davalı olarak gösterilen anonim şirket 26.08.2002 günü ticaret sicilinden terkin edilmiştir.
Anonim şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için de, tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerekir. Şayet, tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmışsa, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile, şirketinin yeniden ihyası sağlanarak, tüzel kişilik aleyhine açılacak davalar ile usulsüzlüğün giderilmesi mümkündür.
Somut olayda da, şirket ortağı olan davacı, tasfiye memurunun düzenlediği bilançonun gerçeği yansıtmadığını iddia ettiğine göre, mahkemece, davalı olarak gösterilen anonim şirketin ihyası için dava açıp açmayacakları konusunda davacı tarafın görüşleri sorularak, alınacak beyan-a göre gerekirse davacı tarafa anonim şirketin ihyası için süre ve yetki verilerek, anonim şirketin davada usulünce temsili sağlandıktan sonra işin esasına girilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 275.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 21 nci maddesi gereğince KDV' si ile birlikte davacıdan alınarak davalıya verilmesine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilini diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy