(1086 S. K. m. 39, 40) (1163 S. K. m. 15)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Sincan Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 26.12.2002 tarih ve 1999/241 - 2002/1389 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 04.11.2003 günde davacı avukatı Orkun Ağaoğlu gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı, dava dışı S.S.E.... Konut Yapı Kooperatifi'ndeki payını kendisine devreden davalının daha sonra bu paya konu bağımsız bölüm tapusunu kendi adına çıkarttığını ileri sürerek, taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile kendi adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, devrin gerçekleşmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, sunulan ve toplanan kanıtlara göre, taraflar arasında 22.02.1993 tarihli devir sözleşmesi yapılmış ise de, izleyen işlemler ve kooperatife yönelik yükümlülüklerin davalı tarafından yerine getirildiği, sadece devir sözleşmesinin ferdileşme sonrası davalı adına oluşturulan tapu kaydının iptalini gerektirmediği, davalının davacının ortağı bulunduğu şirket kasasından çektiği parayı kendi adına kooperatife ödediği iddiasının kanıtlanamadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalının dava dışı kooperatifteki ortaklık payının 22.02.1993 tarihli noter sözleşmesiyle devralındığı iddiası ile sözleşmeye konu payın ilişkin bulunduğu bağımsız bölümün kooperatifçe davalı adına tapuya kayıt ve tescil ettirilmesinden sonra açılan tapu kaydının iptali ve bağımsız bölümün davacı adına tapuya tescili istemine ilişkindir.
Böyle bir dava, dava dışı kooperatifçe ferdileşme süreci tamamlandıktan sonra salt devredene yöneltilerek çözüme bağlanamaz. Davacının öncelikle geçerli bir devir ilişkisine dayalı olarak davalının kooperatif ortaklık hakkını devraldığının kooperatif nezdinde geçerlilik kazanmış olması zorunludur. Bunun için de, kooperatife başvurarak devir nedeniyle ortaklığa kabulü yönünde başvuruda bulunması gereklidir. Ancak, ferdileşme tamamlanmış, kooperatif tasfiye süresine girmiş bulunmakla böyle bir başvurudan sonuç alınması beklenemez. Bu bakımdan mahkemece, davacıya ortaklığın tespiti için dava dışı kooperatife dava açması için uygun bir önel tanınmak, dava açılması halinde sonucu beklenerek davacının geçerli bir ortaklık hakkı doğup doğmadığı öğrenilmek veya her iki dava dosyası birleştirilerek yapılacak yargılama sonunda oluşacak sonuca göre davacının ortaklık hakkının varlığı saptandıktan sonra tapu iptal ve tescil isteminin yerin deliği belirlenmek gerekirken, dava konusu istemin dayanağı olan ortaklık iddiasının ihtar sebebi çözüme kavuşturulmadan yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, 275.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 21 nci maddesi gereğince KDV'si ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy