(818 S. K. m. 61)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 2.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 26.12.2002 tarih ve 2001/1565 - 2002/1356 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 04.11.2003 günde davacılar avukatı Sema Meral Erdem Demir gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, davalı kooperatifin işyeri inşa ederek tapu vereceğinden bahisle harici satım sözleşmesi ile davacılardan toplam 27.415 USD tahsil ettiğini, aradan geçen zaman içerisinde davalının inşaata bile başlamadığını ve müvekkillerinin akitten dönme hakkı doğduğunu ileri sürerek, 27.415 USD.nın fiili ödeme tarihindeki TL karşılığının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 29 ve 30 numaralı bağımsız bölümün tahsisi için ortaklık taahhütnamesi imzalayan davacıların USD olarak değil, Türk Lirası olarak ödemede bulunduğunu, davacıların eksik ödemeleri nedeniyle bağımsız bölümlerin davacılar adına tahsis edilemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıların satın aldığı bağımsız bölümlerle ilgili olarak kooperatife ortak edilmedikleri, taraflar arasındaki sözleşmeye göre 29 ve 30 numaralı işyerleri için ödemelerin USD bazında çek ve senetlerle ödeneceği, dükkanların teslim edilmemesi halinde iadenin USD üzerinden yapılacağının kararlaştırıldığı, davacıların iyiniyetli olarak borcun tamamına yakınını kooperatife ödedikleri halde, kooperatifin iç sorunları nedeniyle davacıları üye yapmadıkları ve sözleşmede belirtilen 20 aylık süre içinde işyerlerini davacılara teslim etmediği gerekçesiyle, 23.778,75 USD.nın tahsil tarihindeki TL karşılığının davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, taşınmaz satışı nedeniyle ödenen paranın, taşınmazın teslim edilmemesinden dolayı istirdadı istemine ilişkindir.
Davacılar, davalı kooperatif yönetim kurulu üyelerinin de imzaladığı "ortaklık taahhütnamesi" başlıklı belge ile 29 ve 30 numaralı işyerini satın almışlardır. Ortaklık taahhütnamesinde, işyerlerinin 20 ay içinde teslim edileceği, aksi halde ödemelerin USD bazında davacılara iade edileceği yazılıdır. Davacılar, her ne kadar kooperatif anasözleşmesini aynen ve tamamen kabul ettiklerini beyan ederek, taahhütnameyi imzalamışlarsa da, kooperatife şartlı ortak olmak mümkün değildir. Bu taahhütname ile davacıların kooperatife ortak oldukları kabul edilemez. Davacıların davalı kooperatife ortak olduğu yönünde başka da kanıt bulunmamaktadır. Esasen davacıların davalı kooperatif ortağı olmadığı da, tarafların kabulündedir.
Belirtilen durum karşısında, taraflar arasındaki sözleşmeden güdülen amacın, kooperatif tarafından yapılan işyerlerinin davacılara satışı olduğu anlaşılmaktadır. Satım sözleşmesine konu taşınmazlar, tapulu taşınmazlardır. Tapuda kayıtlı taşınmazların mülkiyetinin devrine yönelik sözleşmelerin, tapu sicil müdürlüğünde "satış" şeklinde yada noterde "taşınmaz satış vaadi" şeklinde yapılması gereklidir. Türk hukukunda tapuda kayıtlı taşınmazların harici satışı ( ayrık durumlar hariç ) geçerli değildir. Dava konusu sözleşme de, harici satış olup, geçerli değildir. Tümü ile geçerli olmayan bu sözleşmeye dayanılarak, davacıların davalı kooperatife Türk Lirası olarak yaptığı ödemelerin, USD cinsinden iadesine karar verilerek, sözleşmenin bir kısmına geçerlilik tanınması mümkün değildir. Geri ödemelerin USD bazında yapılacağına ilişkin bir kooperatif genel kurul kararı da bulunmamaktadır. Mahkemece, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre, davacıların davalıya yaptıkları Türk Lirası ödemelerinin, Türk Lirası olarak davacılara iadesi gerektiği düşünülmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, davalı vekili duruşmaya gelmediğinden duruşma vekillik ücretinin takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy