(4077 S. K. m. 10, 23)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 7.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 20.09.2002 tarih ve 2000/701 - 2002/784 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında Kredi Kartı Üyelik Sözleşmesi imzalandığını, davalının 22.03.1995 tarihi itibariyle 177.400.704.-TL borcu bulunduğunun tespit edilerek ihtarname gönderildiğini ancak davalının borcunun ödemediğini ileri sürerek, 4.556.144.289.-TL alacağın dava tarihinden itibaren % 312,5 temerrüt faizi ve % 5 BSMV ile % 3 KKDF ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davalı bankaya borcunun bulunmadığını, talep edilen alacağın zamanaşımına uğradığını, talep edilen alacak ve faizin pek fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile kredi kartı hesabından doğan 1.451.710.496.-TL.sının asıl alacak 80.209.484.-TL.sına dava tarihinden itibaren yıllık % 312,5 temerrüt faizi ve faizin % 5'i gider vergisi, kullandırılan diğer kredilerden dolayı 2.467.308.251.-TL.sının asıl alacak 203.065.624.-TL.sına dava tarihinden itibaren yıllık % 204 temerrüt faizi ve faizin % 5'i gider vergisiyle birlikte davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, kredi kartı üyelik sözleşmesinden ve avans-personel kredisinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Davaya konu alacak, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 10 ve 10/A maddelerinde düzenlenmiş olup, aynı yasanın 23 ncü maddesine göre bu kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak çıkacak her türlü ihtilaflara Tüketici Mahkemeleri'nde bakılacağının açıkça belirtilmiş bulunmasına göre, mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, esasa girilip, hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy